Büyük Londra Oteli’ni bilir misiniz?

Büyülü parfümler, kremalı pastalar, şık elbiseler ve saray gibi süslü yapılar….
Büyük Londra Oteli’ni bilir misiniz? Hani Tepebaşı’na tepeden bakan bir zamanların görkemli oteli… Tepeden bakan dediysem öyle şatafatından falan değil, terasından seyredilebilen harika Haliç manzarasından. Ama bir zamanlar Pera Palas, Tokatlıyan gibi ihtişamlı otellerle de rekabet etmiş doğrusu. Pera Palas bugün de eski ihtişamından pek bir şey kaybetmiş değil gerçi ama Büyük Londra Oteli’nin önünden geçerken hep nelere tanıklık ettiğini düşünürüm. Ne sırlar barındırır, kimleri ağırlamıştır, nasıl olmuştur da gözden düşmüştür ama zamana direnerek yerinde kalabilmiştir?… Belki de o gizemli ve köhne havası daha bir merak uyandırır bende. Agatha Christie’nin kalmış olduğu Pera Palas yaşayan bir müze gibidir de, Ernest Hemingway’in İstanbul’un işgal yıllarında Büyük Londra Oteli’nde kaldığını kaç kişi bilir?

Grand Budapest Hotel Büyük Londra Oteli

Bana Büyük Londra Oteli’ni hatırlatan bir film seyrettim geçenlerde, Büyük Budapeşte Oteli (The Grand Budapest Hotel). Sadece isim benzerliği değil elbet, eski şatafatı ama şimdi gözden düşmüşlüğü, köhneliğine rağmen içinde barındırdığı zarafeti ve de meraklı misafirleri…

the-grand-budapest-hotel-carousel

Yönetmen, Yapımcı ve Senarist olarak Wes Anderson’ın elinden çıkan film, Stefan Zweig’ın eserlerinden izler taşıyor. Filmin açılış sahnesi de adeta yazara bir saygı duruşu niteliğinde, filmde anlatıcı rolündeki Büyük Budapeşte Oteli kitabının yazarının heykelinin önündeyiz. Genç bir kızın elinde tutmakta olduğu kitap ile o döneme geri dönüyoruz ve karşımızda genç yazarı (Jude Law) buluyoruz. Bundan sonrası otelde kalmakta olan genç yazar ve otelin eski bell boy’u olan Sıfır Mustafa (F. Murray Abraham) arasındaki sohbetten aktarılıyor, tabi Wes Anderson’un renkli, yeri geldiğinde komedi, yeri geldiğinde trajediye dönüşüveren hayal dünyası içerisinde.

the-grand-budapest-hotel-gallery
Hayali Zubrowka (Polonya’nın meşhur otlu bizon votkası) Cumuriyeti’nde bulunan Hansel ve Gretel’in evi gibi adeta şekerden yapılmış Grand Budapest Hotel’in içindeyiz. Otelde concierge hizmeti veren Mösyö Gustave (Ralph Fiennes) sağa sola emirler yağdırırken elit otel misafirleriyle de yakından ilgilenmeyi ihmal etmiyor. Bu sırada savaş sırasında ailesini kaybeden ve Zubrowka’ya iltica eden, böylece otele bell boy olarak alınan Mustafa’ya, fimdeki lakabıyla Zero’ya (Tony Revolori) da mesleğin inceliklerini öğretiyor. Bu sırada Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasında sınırları hızla değişmekte olan Orta Avrupa coğrafyasında yıldızlar geçidi gibi bir kadroyla yolculuğa çıkıyoruz.

Grand Budapest Hotel breakfast

Madam Céline Villeneuve Desgoffe-und-Taxis’in (Tilda Swinton) ölüm haberi üzerine Zero’yu da yanına alarak trene atlayan Gustave’ı büyük maceralar, hatta deyim yerindeyse badireler bekliyor. Desgoffe-und-Taxis dönemin ileri gelen ailelerindendir ve Madam’ın vasiyeti mirasçılar açısından büyük önem taşımaktadır. Her ne kadar mirasının önemli bir bölümünü oğlu Dimitri’ye (Adrien Brody) bırakmış olsa da, eşsiz güzellikteki Elmalı Oğlan tablosunu Gustave’a verilmesini vasiyet edince Dimitri’nin içini kin ve öfke kaplar. Gustave’ın tabloyu kaçırmasıyla Dimitri ve soruşturmayı yürüten Müfettiş Henckels (Edward Norton) Gustave’ın peşine düşer. Bu kaçma kovalamaca sahnelerine Orta Avrupa’da yaşanan değişim eşlik ediyor. Sınırların değişmesine paralel olarak değerler sistemi de değişmekte.

Grand Budapest Hotel Mendels

Büyülü parfümler, kremalı pastalar, şık elbiseler ve saray gibi süslü yapılar içerisindeki şatafatlı lüks yaşam savaşın ardından kaderine terk edilen ve pek de müşterisi kalmayan bir otel bırakıyor geriye. Mustafa’nın bu oteli yaşatmasının tek nedeni ise bir aşk hikayesi. Böylece anılarını zihninde canlı tutuyor belki de. Filmi izlenmeye değer kılan oyuncu kadrosu olduğu kadar yarattığı atmosfer. İlla ki derin mesajlar vereceğim diye iddiası olan ciddi bir film olarak seyretmeyin derim ama hafife de almayın. Anderson’ın yarattığı o hayali renkli dünyaya kaptırınca zaten güzel bir seyirlik çıkıyor ortaya.

İşte O Film

  • Büyük Budapeşte Oteli

    Büyük Budapeşte Oteli

    THE GRAND BUDAPEST HOTEL, efsanevi otel görevlisi Gustave H.'nin ve onun en güvendiği dostu olan karşılama elemanı Zero Moustafa'nın hikayesini anlatıyor. Bu hikayede paha biçilemez bir tablo hırsızlığını, büyük bir aile mirası için akıl almaz mücadeleyi ve motosikletler, trenler, kızaklar ve kayakların üstünde bitmeyen bir kovalamacayı izliyoruz. Detaylar

Yazar

Evinç Doğan (@evinc-dogan)

Belgrad'da yaşıyor, Balkanlar'dan bildiriyor. Fotoğrafçı, gezgin, kahve tiryakisi, sinefil, göçmen ve göçebe... Okur, yazar, gezer, tozar...

YORUMLAR

  1. Arzu (@arzu)

    “Ona hiç güvenmezdim.Fazlaca dürüsttü.” aklıma kazınan film repliği oldu.
    Wes Anderson demek kesinlikle can alıcı renkler demek, şahane görüntüler bir kez daha bunun kanıtı gibiydi. Sonunda izledim filmi, iyi ki izledim :)

    2
  2. Evinç Doğan (@evinc-dogan)

    iyi ki de izledin ve iyi ki yorum girdin, ben de böylece hatırlamış oldum tekrar.. iyi geldi :)

    1
  3. Evinç Doğan (@evinc-dogan)

    ooooooo bu harika bi montaj olmuş!!!! nefis, çok teşekkürler Arzu :)

    2
  4. Arzu (@arzu)

    Nerdeyse filmleri ayırd edemeyecem , ayarlarımı algılarımı bozdu :))

  5. Zfrzkn (@zfrzkn)

    Ben de sevdim. iyi oturmuş

  6. Arzu (@arzu)

    :))