Çaldığın sadece bir bisiklet değildi!

bisiklet-hırsızları

Bu muhteşem basit film, amatör bir kadronun eseri olan bu film, sinema tarihinin gerçek klasiklerinden. Sinema sanatında, bu basitliğiyle bir gerilemenin değil, tam tersine yeni-gerçekçilik akımının önderlerinden olan Bisiklet Hırsızları, 1950’nin en iyi yabancı film Oscar’ının sahibi bir Vittorio De Sica filmi. Göreceksiniz ki 1 saat 33 dakikanın sonunda, gönlünüzün tüm Oscarlarını çalacak.

Eğer gerçek bir film severseniz, bu filmle birlikte artık sinemaya aşık olacaksınız, sinemanın bütçe işi olmadığını görecek ve kendi senaryonuzu yazmak isteyeceksiniz. Siyah beyaz bir filme aşkı tadacaksınız. Filmdeki 2 başrol oyuncu, yani baba ve oğul, içinizde derin sızılar bırakacak bu 2 güzel insan, öncesinde oyuncu olmayan, ilk film tecrübelerini yaşayan Lamberto Maggioran ve Enzo Staiola.

bisiklet-hırsızları
Bakışları diyaloglardan çok daha fazla ifade yüklü olan bir çocuğun gözlerinde, filmi gerçekçi yapan nedenleri bulacaksınız.

-Bruno! Ne biçim çocuksun sen!

Şimdi değersiz olan nelerin insanlar için geçmişte ne kadar önemli olduğunu muhteşem bir resmedilişle, hayretler içinde izleyeceksiniz. Eski bir çarşaf mı dediniz, ya da eski bisikletler… Nerden nereye gelmiş olan hayatlarımızda, sevgiyi iliklerinize kadar hissederek, kim bilir belki de ‘bir film hayatımı değiştirdi’ diyeceksiniz. Ben dedim! Özellikle çocukların ‘kaygısız ve dünyadan bi haber’ olduğunu sanmaktan vazgeçtim, onlar bir sünger gibi olan biteni içlerine çekiyor ve omuzlarına ebeveynlerinin mutsuzluklarını kayalarca yüklüyorlar.

bisiklet-hırsızları
Bruno’nun lokantada sandviç yediği sahnede, yan masadaki zengin aile çocuğuyla arasında hiçbir fark olmadığını sandviçinin içinden ağzına kadar sündürmeyi başarabildiği peynirle kendine kanıtlaması, yüzüne gülümseyen bir müzisyenle mutlu olabilmesi, bu minik canın gözlerine henüz insani perdeler inmediği için herşeyi olduğu gibi görebilmesinden kaynaklanıyor. II. Dünya Savaşı sonrası Roma’da varlık mücadelesindeki işsiz insanlardan biri olan Antonio’nun, yeni işi için aldığı bisikletiyle duvarlara afiş yapıştırarak yaşamını sürdürme çabasıyla başlıyor film…

bisiklet-hırsızları
İtalyan hükümetinin İtalya’yı kötü tanıttığı gerekçesiyle bir ara gösterimini yasaklattığı film, savaşın yarattığı sefaleti çok iyi gösteriyor.

bisiklet-hırsızları
Kaldırımda oturan Alberto ve Bruno, ya da babası Alberto’nun eline sarılan Bruno… İzleyin ve hayatınız boyunca gözünüzün önünden gitmeyecek bu 2 resme sahip olun.
Sonra da, benim gibi unuttuğunuz bisikletinizin tozunu alın :)

İşte O Film

  • Bisiklet Hırsızları

    Bisiklet Hırsızları

    İşsiz olarak gezen Antonio Ricci, iş bulunca bir bisiklet satın alır, fakat bisikleti çalınır. Polise giden Antonio, hırsızları kendilerinin aramalarını gerektiğini duyunca 10 yaşındaki oğlunu yanına alıp Roma'yı dolaşarak bisikleti aramaya başlar. Detaylar

Yazar

Arzu (@arzu)

Güzel film, sinemanın peşinde koşmayanlardan kendini gizler. (Tarkovski)

YORUMLAR