Şapkadan Film Çıkartmak

hokkabaz

70’lerin sonu, 80’lerin başında doğduysanız, Sermet Erkin’in televizyondaki görüntüsü size fazlasıyla tanıdıktır. Eminim ki aynen bana olduğu gibi her çocuğun içinde izlediğimiz sihir numaralarını yapabilme arzusu, hatta günün birinde sihirbaz olma isteği uyanmıştır.

Hokkabaz‘ın kahramanı İskender de işte bu kuşağın çocuğu. O da televizyonda izlediği Sermet Erkin ve Mandrake gösterilerinden etkilenerek, henüz çocukken dalıyor sihir dünyasına. İlk numarası da karnesindeki kırıkları kolonya marifetiyle düzeltmek oluyor, ama gösterinin sonunda alkışların yerini babasından yediği azar alıyor elbette.

Bu başarısız gösteri, biraz da Kıbrıs Harekatı’nda kafasına gelen şarapnel parçası ve mutsuz evliliği yüzünden babası hep karşı çıkıyor oğlunun şapkadan tavşan çıkartmasına. Babasından görmediği desteği ise arkadaşı Orhan’dan, kendi deyimiyle “Maradona” dan görüyor İskender. Hep Maradona diye sesleniyor arkadaşına, çünkü 10 numara bir arkadaştır Orhan, O’nun için…

Hokkabaz

İskender büyüyor ve bir nevi Mandrake’nin Abdullah’ının yerini alan Maradona’yla İstanbul’un 3. sınıf pavyonlarında yapıyorlar gösterilerini. Sonu hep hüsranla biten numaraları yüzünden bir türlü dikiş tutturamıyorlar. Testereyle ikiye bölünen kız numarası fazlasıyla gerçekçi (!) olunca İstanbul’daki son umut kapısı da kapanıyor. Ödenemeyen kira borçları da evlerinin kapısına kilit vurunca, emaneten aldıkları karavanla düşüyorlar yollara.

Turne! Bütün sahil şeridini içeriyor turne planı. Aslında Çanakkale’den geçmiyorlar, ama İskender’in eniştesi karavanı ödünç vermek için evlerinde kalan Sait Tünaydın’ı, yani İskender’in babasını da yanlarına almayı şart koşunca, yolları mecburen Çanakkale’ye düşüyor. Sait Tünaydın erken emekli edilmiş bir Kıbrıs gazisidir ve Çanakkale’deki şehitliğe gömülmek en büyük arzusudur. Hatta mezar taşını bile hazırlatmıştır. Sait Tünaydın, ruhuna el fatiha…

Hokkabaz

Yolda arabaları arızalanınca Engelli (?) köyünde zorunlu bir mola verir kahramanlarımız. Turnenin ilk işi de burada çıkar ortaya. Köyün muhtarının oğlu evlenecektir ve düğünde bir gösteri için anlaşırlar. Ama İskender burada ilk kez sahnede gerçekten birini kaybedince, kaybolan kişi de düğünün gelini olunca, işler sarpa sarar. Canlarını zor kurtaran ekibe, kaybolan gelin de katılır ve sonunda Çanakkale’ye varılır…

Hokkabaz

Hokkabaz gülmek için izlenecek bir film asla değil. Bu niyetle yapılmadığı da gayet açık. Ancak işin içinde Cem Yılmaz olunca, şişe dibi gözlük kullanan başarısız bir sihirbazın hikayesinde elbette çok güldüğünüz kareler oluyor. Temelde filmin komedi öğeleriyle bezenmiş bir dram olduğu da açıkça ortada. İskender’in yaptığı işle babasını etkileme çabaları; Orhan’ın İskender’e yaranma, bir yandan da aslında 2. adam değil de 1. adamlığın yarısı olabilme uğraşı; Sait Tünaydın’ın hayatının yarısını emekli ve huysuz, biraz da çatlak bir adam olarak geçirmiş olması (İskender: Baba giden arabadan atlanır mı, napıyorsun sen ya?? Sait: Nasıl zevkli, bi bilsen.); bir bütünün içinde farkına vardığınızda burnunuzu hafiften sızlatan acıklı bir hayat hikayesi koyuyor önünüze.

Zaten filmin başında İskender ve Orhan arasındaki şu diyalog da bu dramı önceden haber veriyor izleyenlere;
– İskoç. Diyorum ki, şu lazer olayına bi girsek de, gözlüklerden kurtulsak be abi?
– Ne var abi gözlükte?
– E görmüyoruz!
– He herkes full bizi görüyor bir tek biz mi görmüyoruz abi?..

Hokkabaz, bence, tıpkı Yeşilçam klasikleri gibi, defalarca izlenebilecek bir film. Her izlediğinizde farklı bir duyguyu ön plana çıkarabilecek kadar da sürprizli üstelik.

İşte O Film

  • Hokkabaz

    Hokkabaz

    Cem Yılmaz'dan bir türlü başarılı olamayan bir sihirbazı anlatan hüzünlü bir komedi filmi. Detaylar

Yazar

ozkanozdogan (@ozkanozdogan)

YORUMLAR

  1. jerry co (@jerry)

    Sermet Erkin ile aklım çocukluğuma gitti, teşekkürler efendim :) Okuduktan sonra da tekrar seyredesim geldi filmi.

    1
  2. Oya (@oya)

    Ben de Sermet Erkin’inin adını okuyunca uzun zamandır görmediğim bir yakınımı görmüş kadar mutlu oldum.

    1