Bana mı dedin?

taxi-driver
Robert de Niro, Jodie Foster ve Cybill Shepherd hayranıyım diyorken 1976 yapımı efsane yönetmen Martin Scorsese’in Taxi Driver‘ını gözden kaçırdıysan çok şey kaçırmışsın be gözüm! Baştan belirtmeliyim, film hakkındaki tüm ifadelerim yetersiz kalacaktır, çünkü fazlasıyla absürt ve sıradışı bir senaryosu var.

taxi-driver
Esas oğlanımız Travis, Vietnam’da görev yapmış eski bir asker. Geceleri uyuyamadığı ve sabaha kadar Manhattan sokaklarını gezdiği için bunu fırsata çevirip taksi şoförlüğü yapmaya başlıyor. Sürekli öfkeli olan adamımız, şehrin izbe ve sorunlu semtlerinde direksiyon sallarken, ırkçı ve homofobik sallamalarda da bulunuyor maalesef.

Bir seçim bürosunda tesadüfen karşılaştığı Betsy’i (Cybill Shepherd) “bu pisliğin ortasında bir melek gibiydi” diye tanımlıyor Travis, ki hakikaten de Mavi Ay dizisinden en fazla ‘sempatik ve sevimli’ olarak hatırladığım kadın, 76’da tam bir afetmiş. Travis’in ona aşık olmaması olanaksız.

taxi-driver
Travis’in Betsy’i günlerce uzaktan gözlemesi neticesinde çıkardığı sentez, yalnız Betsy’nin değil benim de başımı döndürdü: “İçeri girdiğimde ikimizin arasında birşey vardı. İkimizin de kovaladığı bir çekimdi bu. Bu da bana seninle konuşma hakkı verdi. Aksi halde seninle konuşma hakkım olmazdı. Buna asla cesaret edemezdim.”

İkinci buluşmasında sevdiği kadını direk porno film oynatılan sinemaya götürdüğünde, OHA Travis! dedim, filmin başından beri kimseyi beğenmeyen adam sen miydin? Belki de hayatında başka türde sinemaya gitmediği içindir diye düşündüm düşündükçe, çünkü bunu kötü amaçla yapmış gibi davranmıyordu, gayet doğal ve standart bir durummuş gibiydi halet-i ruhiyesi.

taxi-driver
Yönetmenimiz Scorsese, filmin bir sahnesinde taksi müşterisi olarak kendini filme dahil ediyor. Aralarında geçen diyalogdan feyz alan Travis psikopatlık yolunda ilk adımlarını atıyor. Filmin sonuna doğru adamımız öyle bir şekle giriyor ki, ya da doğru tabirle öyle bir şekilden çıkıyor ki, rivayete göre Cybill Shepherd çekimler sırasında rolüne adapte olan Robert de Niro’dan fazlaca ürkmüştür.

taxi_driver
Filmin bayıldığım müzikleri Bernard Herrmann’a ait, sadece bu sebeple bile izlenebilecek olan Taxi Driver‘ın akabinde Bernard Herrmann maalesef hayatını kaybetmiş.

taxi_driver

Travis’in uykusuzluklarının, antisosyalliğinin ve yalnızlığının tetikleyici sebeplerini hiç öğrenemiyoruz, belki Vietnam Savaşı… Ama gittikçe artan ve ona “yalnızlık beni tüm hayatım boyunca takip etti” dedirten toplumdan uzaklaşma süreci sonunda, önce tüm balataları yakıyor ve bir psikopata dönüşüyor, sonra nasıl olduğunu izah etmeyeceğim şekilde melekleşiyor.

taxi_driver
Bu filmi 2 kez izledim, Robert de Niro’nun gülüşü için bile üçüncünün gideri var. Yazının sonuna eklediğim klibi filmi izlemediyseniz sakın açmayın. Çünkü tek başına çok anlamsızken, film sonrası tüketirseniz tadından yenmeyecek :)

İşte O Film

  • Taksi Şoförü

    Taksi Şoförü

    Vietnam’da savaşının izlerini henüz atamayan bir askerin, geceleri taksi şoförlüğü yaparak gördüğü kirli ve adaletsiz dünyaya uyum sağlamayı reddetme hikayesini anlatan film, Robert De Niro’nun canlandırdığı Travis Bickle karakteriyle kültleşmiştir. Çürümeye yüz tutmuş bir topluma karşı tutulan bir ayna niteliğindeki film, yönetmen Martin Scorsese’nin kariyerinin en önemli filmlerinden biri olarak kabul görür. Detaylar

Yazar

Arzu (@arzu)

Güzel film, sinemanın peşinde koşmayanlardan kendini gizler. (Tarkovski)

YORUMLAR

  1. fikretcan (@fikretcandemir)

    “Bağa mı didin?” şeklinde şivesel olarak da söylenebilir :)

    1
  2. Arzu (@arzu)

    öyle bir başlık daha şenlikli olabilirmiş :) ‘Bana mı dedin?’ filmin kilit sahne cümlesi, Travis’in derinleşmiş yalnızlığına kanıt , aynayı hesaba kesişi.

  3. Güneş (@gunesya)

    Yıllar yıllar önce izlemiştim hemen şimdi yeniden açasım geldi filmi ;)

    1
  4. fikretcan (@fikretcandemir)

    “aynayı hesaba kesiş” :) iyiymiş

    1