Özgürlüğü kazanmak zorunda olmak

SELMA
Bazılarımız için özgürlük kazanılması gereken zorlu bir mücadele, hem de karşılığında bir çok hayatın yitmesi, heba edilmesi göze alınarak ve göz yumularak verilen, en zorlularından. Halbuki doğru zamanda doğru ten rengi ya da etnik kimliğiyle doğanlar en şanslı dünyalılar.

Selma (Özgürlük Yürüyüşü) (Alabama’da bir şehrin isminden ötürü) filmi, şanssız doğmuş siyahi Amerikalıların oy kullanabilme hakkı kazanabilmek için girdikleri mücadelenin 3 ay gibi kısa ama pek önemli bir kısmına tanıklık etmeyi sağlıyor. Tanıklık derken mecazi anlamdan çok öte. Filmin içindeki bir patlama sahnesinde bombanın parça tesirini neredeyse oradaymış gibi hissettim, sanki ben patlamanın etkisiyle savrulup yıkılan bina molozlarının altında bir yerde can çekiştim. Üstelik bu etkiyi tek bir damla kan göstermeden başardılar. Filmin diğer görüntüleri ve parça tesirli etkileri beni Martin Luther King’in bu mücadelenin başını geçtiği 1965 yılına ışınladı ve 128 dakika boyunca coşkusunu korudu.

Filmin sonunda içimden geçen keşke bir çeşit yüreklendirilmeyle bütün politikacılar ve güç sahibi insanlar bu filmi izlese idi. Özgürlüklerini kazanmak zorunda olan bu insanların isteklerinin doğallığının, (ölümüne) gerekliliğinin ve vazgeçilmezliğinin aslında çok rahat anlaşılabilecek olmasını duyurmak için biçilmiş kaftan bu film. Oy kullanma haklarının çeşitli zorluk çıkarma ve yıldırma politikalarıyla engellenmesi büyük bir mücadelenin başlangıcına vesile oluyor. Gösterdikleri pasif direniş polis ve karşıt düşünceliler tarafından zayıflık gibi görüldüğü için bir çok insan öldürülüyor devlet eliyle ve desteğiyle. Bu haksızlık da doğal olarak renkli renksiz vicdanlı insanları birlik yapıyor ve mücadele ile zıtlaşma “geçilmez” denen bir köprünün üzerinde buluşuyor. Selma köprüsü de böylece sembolleşiyor.

selma
Her ne kadar içinde doğduğumuz dünya çok adaletsiz ve acımasız olsa da bu filmde anlatılan insanları bunun tersine inandıran -ya da umutlandıran diyelim- ortak bir dini bağ ile yola çıkılmış ve bütün filmde de vurgusu yapılmış. Martin Luther King’i canlandıran David Oyelowo bizi bu atmosfere kilisede ve sokakta insanlara önderlik ederken çok başarılı bir portre çizdi.

Selma
Gerçekte David Oyelowo ve Coretta Scott King’i canlandıran Carmen Ejogo’nun İngiliz olmaları şaşırttı çünkü aksanları da tavırları da hiç sırıtmıyordu. Tarihi belgelere ve kayıtlara dayanan bu senaryoyu çekmek için bir çok yönetmen talip olmuş, Lee Daniels yönetmen olarak belirlenmiş ama o projeyi bırakınca 7 yıl boyunca bu rolü kapmaya çalışan David’in desteğiyle Ava DuVernay yönetmen olarak seçilmiş. Tabii senaryodaki Martin Luther King’in konuşma metinlerinin yüzde doksanının hakları gidince yeni yönetmen yeniden bütün konuşmaları özgün hallerine sadık kalmaya çalışarak yeniden yazmış. Ava DuVernay’ın ismi de en başarılı kadın yönetmen olarak aklıma kazındı.

selma                                 – The Wire dizisinden Bunk (Wendell Pierce) değil mi o?
Başarılı senaryo, görüntüler, oyunculuk, ve müzik ile doyurucu ve keyifli bir iş çıkmış. Brad Pitt de yapımcılarından biriymiş. Bu film için yapılan Glory ise En İyi Özgün Şarkı Oscar ödülünü kaptı.

Son olarak, bakalım Oprah Winfrey’in filmde hangi karakter olduğunu bulabilecek misiniz?

selma

İşte O Film

  • Özgürlük Yürüyüşü

    Özgürlük Yürüyüşü

    Özgürlük Yürüyüşü (Selma), Martin Luther King Jr.’ın önderliğinde 1965 senesinde yaşanan özgürlük yürüyüşünü anlatıyor. 1965 yılında Alabama’nın Selma kentinden eyalet başkentine giden 87 kilometrelik yolda, tarihe geçen üç protesto yürüyüşü yapıldı. Martin Luther King öncülüğündeki bu yürüyüşler kamuoyunu ateşledi ve A.B.D. Başkanı Johnson’un Oy Hakkı Kanunu’nu çıkarmasını sağladı. Detaylar

Yazar

Oya (@oya)

Biraz okur biraz yazar. İŞTE O FİLMde kadrolu mısır patlatıcı. @oya_isteofilm

YORUMLAR