Düşündüğüm ne varsa hepsi bu hafta sonu film festivalindeydi

Doğada Tek Başına (Mot Naturen, Out of Nature) 2014, Norveç, Yönetmen: Ole Giæver

Doğada-Tek-Başına

Filmde, tipik bir Norveç şehrinde, bir diğer deyişle rutin ve sıkıcı ofis yaşamının doğal hayattan kopmadığı bir çevrede kahramanımız Martin’in bir hafta sonu yaşadığı kısa süreli buhrana tanıklık ediyoruz. Martin’i günümüz klasik CV cümlesi ile anlatmak istersek kendisi evli ve bir erkek çocuk babasıdır. Uzun süredir çalışmakta olduğu ofiste arkadaşlarından bir çoğumuz gibi sıkılmış olan Martin yapay gülümsemeler ve gündelik konuşmalarla sosyal doygunluğa erişmenin hayal olduğunu çoktan anlamıştır. Martin bir gün yine bu sosyal doygunluk getirmeyecek iş çıkışı aktivitelerinden ailevi sebeplerle kaçmış ve bu kaçış onu bir hafta sonu boyunca hayatını sorguladığı uzun bir doğa koşusuna kadar kovalamıştır. Filmin devamında doğada insanın “her türlü” hallerine ve kahramanımızın bir çoğumuzla aynı olan dertlerini nasıl çözüme kavuşturacağına tanıklık ederken mantığın duygular altında ezildiğini bir kez daha deneyimleyebiliriz. Yalnız olmadığını hissetmek isteyenlere kesinlikle tavsiye edilir.

H. 2015, Arjantin-ABD, Yönetmen: Rania Attieh, Daniel Garcia

H.

Güneş tutulması, blood moon derken hepimizin gerim gerim gerildiği günlerde acaba hakikaten bir meteor geldi patladı da haberimiz mi yok dedirtecek cinsten bir film H.

İki birbirinden farklı kadın karakterin tek ortak özelliği isimlerinin baş harflerinin H. olması değil aslında. İkisi de nispeten uzun sayılacak birlikteliklerinde çocuk ile bir aile olmanın mutluluğunu tatmak isteyen kadınlar.

H.

İlk H.’miz en son Inside Llewyn Davis’den hatırlayacağımız üzere Robin Bartlett ve kendisi rolünün ve anneliğin hakkını fazlasıyla veriyor bu filmde.

H.

İkinci H.’miz ise güzel Rebecca Dayan. Filmde bilim kurgu İlyada destanıyla süslü bir şekilde filmin sonuna bizi odaklasa da umduğumuz şatafatlı finali her birimiz bulamayabiliriz. Müzikleri ile de nacizane beğendiğim bu filmde beni uzaklara alıp götüren şey 1949 yılı yapımı The Third Man’de kullanılan Orson Welles’in şu repliği oldu; “In Italy, for 30 years under the Borgias, they had warfare, terror, murder and bloodsted but they produce Michelangelo, Leonardo da Vinci and the Renaissance. In Switzerland they had brotherly love, they had 500 years of democracy and peace – and what did that produce? The cuckoo clock.”

ve H.’de güzel insanlar beyaz atlarla değil siyah atlarla gittiler…

Yazar

LeaveMEalone (@leavemealone)

YORUMLAR