“Yaşamı seç…” Kocaman bir yalandır… Yersen

“Yaşamı seç. Bir iş seç. Bir kariyer seç. Bir aile seç. Kocaman bir televizyon falan seçin. Bulaşık makinenizi, arabanızı, cd çalarınızı, elektrikli konserve açacağınızı seçin. Düşük kolesterolü, diş sigortanızı, sağlıklı bir yaşamı seçin. Ev kredisi ödeme planınızı seçin. Arkadaşlarınızı seçin. Tak-yap bir ürün alıp Pazar sabahı kendinizi bir bok zannetmeyi seçin. Kanepeye oturup bir taraftan ruh sömüren programları izlerken o lanet abur cuburları zıkkımlanmayı seçin. Ve sonunda sizden sonra yerinize geçsin diye doğurttuğunuz bencil veletler için bir utanç kaynağından başka bir şey olmayan sefil evinizde son nefesinizi vermeyi seçin. Geleceğinizi seçin. Yaşamı seçin..…. Ama neden böyle bir şey yapmayı isteyeyim ki? Yaşamı seçmemeyi seçiyorum……….”

Mark “Rentboy” Renton

Trainspotting

Bünyede ağır hasar bırakan kitaplar ve bunlardan bazılarının “Olmamış bu birader” dedirten filme alınmış öyküleri içinde ilk aklıma gelenlerden biri Trainspotting. Bir süre önce aldığım Kindle cihaza yüklediğim birkaç yüz kitaptan ilk okuma ayrıcalığını tanıdığım İrvine Welsh’in Trainspotting’i olmuştu. Sanki asırlar önce okumuşum gibi geldi garip, bir solukta bitirdikten sonra üzerine cila niyetine filmini de seyrettim tekrar. Ucundan kıyısından punk-rock nedir ne değildir araştırmalarına giren hemen herkesin bu karşı-kültürde ilk on sıralamasına ağır abi kontenjanından giren kitabımızın Danny Boyle biraderimiz (anımsayamayanlar için Slumdog Millionaire yönetmeni) tarafından yönetilen filmi bünyede kırpılmış video klip etkisi yaratıyor. Kitapta geçen ve bana göre filme alınması şart olan bazı sıkı vaziyetlerin es geçilmiş olmasını anlamak gerçekten zor.

Trainspotting
Filmimiz İggy Pop’tan Lust for Life eşliğinde Renton (Ewan McGregor) ve Spud’un kolluk kuvvetleri tarafından kovalanması ve Renton’ın yazımın başında bir bölümüne yer verdiğim ünlü tiradı ile başlıyor. Elemanlarımız William Wallace’a ihanetlerinden beridir süregelmiş ezikliğinin geçen yıl “Bağımsızlığa Hayır!!!!!” kampanyasının galip geldiği referandumla tescillendiği İskoçya yöresinde Edinburgh kentinde yaşayan, hiçbir ebeveynin sahip olmak istemeyeceği türden bir grup alkolik, uyuşturucu bağımlısı, hırsız ve şiddet bağımlısından ibaret kronik kaybedenlerden oluşmaktadır. Alt-orta sınıf aileleri ve içinde yaşadıkları mutsuz dünyalarında büyüyen bu genç irilerinin topluma ve kendilerine olan nefretleri, kimi zaman eğlenceli ama çoğunlukla sarsıcı yaşamları akıp gidiyor film boyunca.

Trainspotting
Trainspotting; iki anlamı var aslında: ilk olarak Büyük Britanyacada gelip geçen trenleri gözleyip not etmek gibi kendine has bir hobiye verilen ad. İkincisi ise madde bağımlılarının kollarındaki eski enjeksiyon yerlerine ait izlerin tren yoluna benzeyen görüntüsü için kullanılan bir çeşit argo laf. Filme ve kitaba adını vermekle birlikte, kitapta geçtiği sahne de (Begbie’nin Renton ile girdikleri eski tren istasyonunda öz babasını tanımazlıktan gelmesi) filmde es geçilmiş, bu nedenden dolayı da yönetmenin karnesine eksi not olarak tarafımdan kaydedilmiştir. Oysa asıl metnin en önemli anlarından biridir.

Trainspotting

Film için okuyup dinlediğim eleştirilerin ve yöneltilen suçlamaların yoğunlaştığı konu, filmde uyuşturucunun masumlaştırılması ve özendirilmesi iddiasına katılmam mümkün görünmüyor. Aksine gösterilen deneyimlerin ve durumların hemen hepsi bir çoğumuzun midesini kaldıracak türden. Bağımlıları bekleyen ikincil tehlikeleri (HIV riski gibi) ve yoksunluk krizlerini tüm çıplaklığıyla vermesi bile bu iddiaları çürütecek sahneler. Ewan McGregor’un afyon fitillerini çıkarmak için klozete dalması uzun süre belleklerden silinmeyecek bir travma yaratıyor. Spud’un kız arkadaşının evinde her yeri pisliğe batırması da öyle.

Trainspotting
Trainspotting müzikleriyle ve Renton, Sick Boy ve Tommy’nin müzik konuştukları sahnelerde de bombardımana maruz bırakıyor bizi. İggy Pop ve geçtiğimiz yıl ölen Lou Reed, Brian Eno geçit töreninde orkestranın öne çıkan üyeleri. Renton’ın Lou Reed’den Perfect Day eşliğinde aşırı doz nedeniyle acillik olması da unutulması zor sahnelerden biri.

Trainspotting

“C vitamini yasa dışı olsaydı, onu da kullanırdık”                    Mark “Rentboy” Renton

Trainspotting

Sorun edilen ve özendirici olduğu öne sürülen bazı sahnelerde benim hissettiğim, olayların olduğu gibi, ne bir şey katarak ne de bir şey eksilterek, ders vermeye kalkmadan kurgu da olsa o insanların yaşamının, doğal olarak ta tercihlerinin, olduğu gibi verilmesinden kaynaklanıyor olmasıdır. Onları yargılamak işin kolayına kaçmak olurdu.
Siz ne dersiniz?

İşte O Film

  • Trainspotting

    Trainspotting

    Renton adında Edinburgh'da yaşayan uyuşturucu batağına saplanmış bir gencin, arkadaşlarının etkisine ve uyuşturucunun çekiciliğine rağmen gösterdiği bağımlılıktan kurtulamaya ve temize çıkmaya çabaları bu çok ses getiren filmde anlatılıyor. Detaylar

Yazar

fikretcan (@fikretcandemir)

rock çalar gitarist...değeri bilinmemiş filmlerin usta seyreden adamı...@fikretcandemir

YORUMLAR

  1. Ceylan Yıldız (@mavi)

    Üzülerek izlediğim filmlerden biriydi. Özellikle bebeğin ölümünü günler sonra fark etmeleri ve bebeğin o beyaz,mor suratı beni oldukça sarsmıştı. Özendirici olduğu eleştirilerine ise asla katılmıyorum,aksine dehşet verici şekilde caydırıcıydı.

    4
    • fikretcan (@fikretcandemir)

      @mavi kesinlikle

  2. Ceylan Yıldız (@mavi)

    Bu arada 2.film geliyormuş Ocak aynıda :) Merakla bekliyorum.

    4
    • aysesel (@aysesel)

      @mavi aynı ekiple mi? yeni jenerasyon mu?

  3. Ceylan Yıldız (@mavi)

    @aysesel okuduklarıma göre,ana 4 karakter olacakmış.

    3