Ben olsam son sahneyi öyle yazmazdım

yabanci

Filiz Alpgezmen’in ilk uzun metraj filmi, sosyopolitik içerikli Yabancı, 1980 darbesi kaynaklı bir defin dramı, babasının vasiyetiyle bürokrasi arasında kalan Özgür’ün savaşı.

İsmi 80’ler için başlı başına bir mücadele ürünü olan Özgür (Sezin Akbaşoğulları), yarım yamalak Türkçesiyle Paris’ten Türkiye’ye, aile hikayeleriyle yüzleşmeye geldiğinde, işlerin bu kadar sarpa saracağını kestirememiş olsa gerek ki, uzun süre sükunetini korumayı başarabiliyor.

Filmde bir çok konuyu aynı anda işlemeye çalışan yönetmenin, ‘Yabancı’ için kadın oyuncu seçimini doğru bulsam da, başrolü paylaşan erkek oyuncu Caner Cindoruk gibi sakin biri değil, ekranı dolduracak huzursuz ve çıkıntı biri olmalıydı diyorum. Belki de Nejat İşler.

Leyla ile Mecnun dizisinin evlere şenlik karakteri- nam’ı diğer İsmail abisi Serkan Keskin, bu filmin Ali’si olarak, orta yerde senaryoyu çekip çevirip toparlıyor, asıl hikayeyi zihnimizde başlatıyor. Ve oyunculuğuna saygıyı hak edip, her rolün adamı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Ali: Hiç unutmam ben de 7, 8 yaşlarındayım. Ama devrimciyim.Hem de ne devrimci! Bütün dünyayı değiştirebilirim sanıyorum.
Gerçi hala öyle sanıyorum işte.
Herşeye rağmen.

Film müzikleri tutkunu biri olarak, yönetmenin o canım müzikleri neden arka planda, o denli sönük kullandığını düşünürken, herşeye rağmen Cavit Karabey’i keşfetmiş olmanın kulaklarıma yaşattığı keyif tarifsizdi. Ve kısık sesine rağmen tanınmaması imkansız, yürek sızısı Kazım Koyuncu.

“Acı ve cinsellik ne kadar birbiriyle eş zamanlı duygular” dediğim düşünceyi besledi bu film. “İlkel dürtülerden yola çıkarak, ölüm korkusuna karşı üreyerek gösterilen başkaldırış mıdır, ölümü görüp an’a sarılmak mıdır?” demiyorum, size bırakıyorum yorumu.

Yönetmeninin bu ilk filmine attığı sıradışı bir de imzası var, sürprizi bozup dillendirmeye hiç niyetim yok, zaten izlediğinizde siz de göreceksiniz her parça tesirli sahnede bir koşu ekrandan geçecek. Sonraki filmlerinde gözüm onu da arıyor olacak.

Ve son sahneyi ben olsam kesinlikle farklı yazardım; biranda gerçeğin basitliğine ve soğukluğuna geçiş yapan o sahnenin son 5 saniyesini Özgür’e bambaşka oynatırdım.

İşte O Film

  • Yabancı

    Yabancı

    Özgür, 80 darbesiyle Fransa’ya iltica etmiş bir anne babanın kızıdır.Paris’te doğup büyümüş ve Türkiye’yi hiç görmemiştir. Annesi o çok küçükken ölmüş; Özgür babasıyla büyümüştür. Özgür hayatla bağları kopuk, her şeye ama en çok da kendine ‘yabancı’ genç bir kadındır. Hikaye Paris’te Özgür’ün, babası Hüseyin’in ölüm haberini almasıyla başlar. Babasının evinde bulduğu vasiyet niteliğindeki bir mektup Özgür’ü çok etkiler ve genç kadın babasının cenazesini alarak İstanbul’a gelir. Detaylar

Yazar

Arzu (@arzu)

Güzel film, sinemanın peşinde koşmayanlardan kendini gizler. (Tarkovski)

YORUMLAR

  1. Arzu (@arzu)

    sadece seyirci olunca, insan ukalaca fikir beyan edebiliyor :)

    2
  2. Esra (@esra)

    toplumda kim daha aykırı şaşkınlığı yaşatmıştı bu film bana. bıraktığı eksiklik hissine rağmen iyi bulduğum yerli filmlerden.

  3. İnci (@inci-ozturk)

    Dur bi izleyip sorucam ‘nasıl oynatırdın?’ diye.. Belki de tahmin ederim.. *.* @arzu

    1
    • Arzu (@arzu)

      @inci-ozturk çok zaman geçti, tekrar izlemeliyim :)

      1
    • İnci (@inci-ozturk)

      Gerçekten çok olmuş..:)) @arzu

      1