Hayal Gücümüzün Ötesi Filmler 4

The-east-2

“Söz konusu olan sizin eviniz, sizin hayatınız değilse içiniz rahattır. Uyuduğunuz yer. Çocuklarınız, eşiniz. Ama suç sizdeyken geceleri uyumak bu kadar rahat olmamalı. Özellikle de biz yaşadığınız yeri biliyorsak. Ne kadar zengin olduğun bizim umurumuzda değil. Bizler tüm suçluların yarattıkları dehşetle yüzleşmelerini istiyoruz. Çünkü işledikleri cinayetlerden kurtulmak o kadar kolay olmamalı.
Bize yalan söylerseniz, biz de size söyleriz.
Bizi gözetlerseniz, biz de sizi gözetleriz.
Yaşam alanlarımızı zehirlerseniz biz de sizinkini zehirleriz.
Biz Doğu’yuz…”

Eylemlerinde “göze göz, dişe diş” düsturunu benimseyen eko-anarşist bir grup olan East/Doğu’nun hikayesini anlatıyor “The East/ Gizli Oyun“. Özel bir istihbarat şirketinde çalışan eski FBI ajanı Sarah Moss, VIP müşterilerin korumasıyken, onun gizli görevlerdeki başarısını fark eden patronu tarafından varlığı sadece bir var/sayım olan East/Doğu isimli eko-anarşist grubu araştırması ve içine sızması için görevlendirilir. Bir müddet sokaklarda yaşayıp, kimsesizlerle ve sokak insanlarıyla vakit geçiren Sarah artık Doğu’nun bir şehir efsanesi olduğuna karar verecekken şans eseri örgütün elemanlarından biriyle tanışır, daha doğrusu bir polis kovalamacası sırasında yaralanan Sarah takıldığı sokak insanlarından birinin Doğu üyesi olduğunu öğrenir. Tedavi için Doğu’nun hücre evine götürülen Sarah burada da hem bu eko-anarşist örgüt, hem de onun tüm üyeleriyle tanışma fırsatı bulur.

Ormanlık bir arazide, gözlerden uzak bir evde ilkel-komünal yaşam süren Doğu üyeleri, çöplerden veya doğadan topladıklarıyla beslenmekte, hiçbir şeye para ödememekte, banyolarını bile nehirde toplu halde ve toplu halde yaptıkları diğer her şey gibi bir tören havasında yapmaktadırlar. Teknolojiyi de daha çok kendi hedeflerine ulaşmakta bir araç olarak kullanmaktadırlar. Örgüt çevreye ve insanın varlığına zarar veren herkese ve herşeye karşı bir dizi eylem hazırlığı içindedir. Sarah bir yandan planları çok gizli tutulan bu eylemlerin içeriğini öğrenmeye çalışırken bir yandan da yaptığı işe ters düşerek, hem örgütün lideri konumundaki Benji ile duygusal bir yakınlaşma yaşayacak hem de içinde yaşadığı ve kendisinin de hizmet ettiği kapitalist düzenin doğa ve insanı ne hale getirdiğini/nasıl sömürdüğünü keşfedecektir.

The-East
Hayata, sisteme bakışınızı değiştirecek türde yer yer belgeselvari bir anlatıma sahip olan film, özellikle ilaç şirketlerinin, endüstriyel fabrikaların vs.’nin hükümetlerle içine girdikleri ortaklıklarla hayatımıza nasıl müdahale ettiklerini vurguluyor. Bu noktada Doğu’nun onlarla mücadele için seçtiği yöntem de oldukça ilginç ve başta dediğimiz gibi “göze göz, dişe diş”… Eylemler başladığında Sarah’ın da gördüğü gibi, örgüt bir ilaç firmasına sattığı ilaçların yan etkilerinden dolayı eylem düzenlerken, şirketin bütün üst düzey yöneticilerine bir şekilde bu ilacı verip aynı yan etkileri yaşamalarını sağlıyor, ki filmde de şirketin bütün yöneticileri bir süre sonra ilacın yan etkilerinden dolayı ölüyorlar. Veya fabrika atıklarıyla kentteki insanların ölümüne sebep olan fabrikanın sahibini atıkların bırakıldığı anda nehre atıyorlar. “Yaşam alanlarımızı zehirlerseniz biz de sizinkini zehirleriz.”. Yönetmen Batmanglij’ın örgütün bu eylem tarzıyla aslında 1992’de İngiltere’de kurulan ve ABD’de en tehlikeli terör örgütleri listesinde yer alan “Earth Liberation Front/The Elves” isimli eko-terörist örgüte gönderme yaptığı da söylenmektedir.

The-East
Filmin bir diğer önemli noktası da Sarah’ın örgüte kabul töreninin yapıldığı sahnedir. Sarah’ın anarşist bir grup içinde, komünal bir şekilde yaşayıp yaşayamayacağını sınayan bu törende Sarah ve bütün örgüt üyeleri bir masanın etrafında deli gömlekleri giymiş olarak oturmaktadırlar. Önlerindeki tabaklarda akşam yemekleri vardır ve Benji, Sarah’a “Hadi önündeki yemeği ye! Sen başlayana kadar biz de başlamayacağız, senin yemeni bekleyeceğiz.” der. Deli gömleği giymiş olan Sarah çeşitli şekillerde önündeki tabakta bulunan yemeği yemeyi denese de başarılı olamaz. Sonra ağzını tabağa gömüp, tastan yemek yiyen hayvan gibi yemeye başlar. Ama, Sarah örgüte kabul edilse de, doğru eylem bu değildir! [Siz nasıl yerdiniz bu yemeği? Merak edenlere ben daha başta nasıl yemem gerektiğini biliyordum, anarşist olduğumdan olsa gerek! Bilmiyorsanız filmi seyredince görürsünüz.]

the-east
Filmde Sarah’ı canlandıran ve aynı zamanda yönetmen Zal Batmanglij’le birlikte senaryoya da imza atan Brit Marling (kendisini Another Earth/Başka Bir Dünya filminde canlandırdığı Rhoda Williams karakterinden de hatırlayabilirsiniz), senaryoyu yazmaya başlamadan önce Zal Batmanglij ile birlikte 2009 yılında 2 ay boyunca freegan olarak yaşamışlar. Yani doğal olan karşılıklı ihtiyaç duyma düzenini ortadan kaldırıp, onun yerine herşeyi alınır-satılır eşyalara dönüştüren kapitalizme bir tepki olarak; hiç para kullanmamışlar, sokaklarda yatıp kalkmışlar ve sadece çöplerden veya atık yiyeceklerden beslenmişler. Kısaca sokaktaki anarşist kollektive dahil olmuşlar.

Aslında filmin adı “The East/Doğu” da biraz bu sokaktaki anarşist kollektif insanlara yani sıradışı veya dışlanmış “öteki veya farklı” insanlara gönderme yapıyor. Yönetmene göre Doğu, bir ayağıyla Oz Büyücüsü’ndeki doğunun lanetli cadısına gönderme yapıyor, çünkü bu öykü Amerika’da Washington tarafından Orta Batı bölgelerine tabi tutulan doğunun hikayesi. Doğu diğer ayağıyla da, yine batıdan (Amerika ve Avrupa) farklı tutularak ötekileştirilen, egzotikleştirilen Uzak Doğu ve Orta Doğu’ya gönderme yapıyor. Kısaca doğu her ülkede, her yön karşısında aynı kaybetmişlik içerisinde yer alıyor. Doğu bizim de yaşamımızdan, zamanımızdan, yüreğimizden, aklımızdan ve insanlığımızdan soyutladığımız, farklılaştırarak ötekileştirdiğimiz bir yön değil midir? Coğrafya değil midir? Sonuçta, bu yön de bir coğrafyaya işaret etmektedir. Kısaca kuzey-güney değil de doğu-batı diye ikiye ayrılmış ve merkezine de tarihi yazanlar, keşifleri/buluşları yapanlar olarak (kabul edilen) batıyı koymuş olan dünyada, öteki taraftır Doğu. Hatta içinde yaşadığımız kapitalist ve emperyalist dünyada doğu artık, aynı zamanda kötüleştirilen, teröristleştirilen Müslüman (İslam Dünyası) anlamına da gelmektedir. Bu nedenle de East/Doğu’nun amblemi doğuyu işaret eden bir pusuladır…

the-east

“Biz Doğu’yuz.
Sizin uyandırma servisiniziz.
Sizden hiçbir şey saklamıyoruz.
Biz siziz.
Sıkıcı işlerinizden bunalıp kaçarak açık havada koşturduğunuz sabahlarız biz.
Birini ilk kez öpüp ondan karşılık aldığınız anız biz.
Biz uykunuzun tutmadığı geceleriz.
Gözlerinizi tavana dikip bu mu yani “Hayattan payıma düşen bu mu?” dediğiniz o geceleriz.
Hayır.
Hepinizin içinde korku bilmeyen bir özgürlük var.”

İşte O Film

  • The East

    The East

    Yapımcı Ridley Scott’tan, Zal Batmanglij’in yönettiği bu seksi gerilimde, Alexander Skarsgard ve Oscar adayı Ellen Page rol alıyor. Genç ve hırslı Sarah Moss (Brit Marling), seçkin bir istihbarat firması tarafından işe alınır ve kendisine tehlikeli ve gizli bir görev verilir. “East” adı verilen, anarşist bir grubun arasına karışan Sarah, insanlık suçu işleyen büyük firmaların yöneticilerine saldırılar düzenlerken, onlara katılmak zorunda kalır. Grubun aktiviteleri arttıkça, Sarah’nın hayatı daha da tehlikeye girer. Detaylar

Yazar

solsoledo (@solsoledo)

Bakınız; "Hayatınız Boyunca Seyretmeniz Gereken Filmler" ve "solsoledo der ki" adında iki blogu var. Bio'su bu yazılardan ibarettir.

YORUMLAR

  1. ilker (@ilker)

    Filmi büyük bir merakla izleyeceğim.

    3
  2. Arzu (@arzu)

    Yine çok etkileyici bir yazı, filmi izlememek artık olanaksız. Konusu çok güçlüymüş.

    2
  3. solsoledo (@solsoledo)

    @arzu evet, özellikle yönetmeni çok iyi bence ve bütün filmleri görülmeye değer…

    1
  4. Arzu (@arzu)

    @solsoledo tavsiyeler için teşekkürler. bu filmle başlayıp tüm filmlerini kurcalayacağım.

    1
  5. qemal (@qemal)

    Deli bir film ya, insanin kanini kaynatiyor resmen. Turkiye’de ofisleri var mi aceba? 8)

    2
  6. qemal (@qemal)

    bu filmi kafasi calisan herkes seyretsin ulen

    2
  7. Arzu (@arzu)

    Vallahi iyi gaza geldim @qemal , bardağı taşırdın :)

  8. Melis (@melis)

    Yazı bana da bir ilham verdi, hemen filmi de izledim. Fakat böyle bir savaşın ancak “batı” medeniyetlerinde büyümüş, hukuk sisteminin çalıştığı (adalet demiyorum bakın), bireylerin haklarınının bilincinde olduğu toplumlarda yaşamış insanların…

  9. Melis (@melis)

    organize ettikleri bir hareketten çıkması mümkün gibi görünüyor. Doğu’yu çok güzel açıklamışsınız @solsoledo, teşekkürler! Sırada yönetmenin Sound of My Voice filmi var artık benim için.

  10. Arzu (@arzu)

    İlaçları reçete etmeden önce üstümde denemiş olmak vicdanımı rahat tutmamı sağlıyor. Doğu beni kabul eder mi ?

    1
  11. solsoledo (@solsoledo)

    @arzu ama önemli olan sistemin bu vicdanı gösterebilmesi için bir şey yapmak! Bir kişi bile bireysel olarak bu vicdanı göstermezse, sistem çalışmaya devam eder…

    1
  12. Arzu (@arzu)

    @solsoledo insanlar hataların neticesini anında gördüklerinde bi şekilde o durdurucu güç oluşuyor,ama ”zamana yayılan hasarlar”farklı illüzyonlarla varlığını sürdürüyor.insanlar yok saymazlarsa savaşmaları gerekecek ki,ölümden de zor onlar için sava

    1
  13. Arzu (@arzu)

    yazıyı tesadüfen okudum,size ait olduğunu bilmiyordum:)Stalker en çok sevdiğim Tarkovski filmi.Bu film,çok daha değişik hissettirmiştir bana,o yüzden yazıyla ters düştüğüm şeyler oldu..hatta haftasonu @melis ‘le bu yazı üzerine muhabbet bile ettik:)

  14. solsoledo (@solsoledo)

    Doğrusu ters düştüğümüz kısımları merak ettim :) @arzu @melis

  15. Arzu (@arzu)

    @melis filmi henüz izlememiş,sadece bir film hakkında herkesin farklı şeyler hissedebileceği ve çok başka çıkarımlar yapabileceği hususunda hem fikir olabildik.İzlemesini tavsiye ettim, onun ne hissedeceğini merak ediyorum :)

    1
  16. Arzu (@arzu)

    Yazıdaki dinsel yorumlarla ters düştüm ben :) İz sürücü, İsa’dan ziyade saygınlık ihtiyacı duyan biriydi benim için.Tarkovski’nin bir kitabında okumuştum,filmlerimde gördüğünüz hiçbirşeyde gizli anlamlar aramayın diyordu,ne mekanda ne insanlarda.

  17. Arzu (@arzu)

    Odanın kapısına geldiklerinde girmekten vazgeçmelerine sebep olan o duygu bence Tarkovski’nin (ve yazarın) hissetmemizi istediği yegane şeydi; dış tehlikelerle baş edebilirsin insanoğlu, ya kendi içindeki bilinmezle baş edebilecek misin?..

  18. solsoledo (@solsoledo)

    @arzu evet, hatta “Bölge, bir bölge işte. Anlamı yok” diyordu. Ama şunu da unutmamak gerekir ki hem Stalker’ın hem de Solaris’in uyarlandığı romanlarda (özellikle bir Stanislav Lem romanı olan Solaris) anlatılanlar yönetmenin dediği kadar anlamsız değ

    1
  19. solsoledo (@solsoledo)

    anlamsız değil. Diğer taraftan dinsellik inançlı biri olan Tarkovski tarafından fimlerine bilinçli olarak ekleniyor. İsa, Yahuda vb. göndermeler boşuna değil, tamam bölge boşuna olabilir belki ama. @arzu

    1
  20. Arzu (@arzu)

    en gizli isteklerinle baş edebilecek misin? ..

  21. Arzu (@arzu)

    ama hristiyanlığa atıf şeklinde gözlemlediğiniz sahneler için filmi tekrar seyredeceğim, dinsel bilgi eksikliğim söz konusu. gördüğümü yorumlamamı etkilemiş olabilir bu durum.

    1
  22. solsoledo (@solsoledo)

    Evet, o çok doğru! Ama din tam da bunun için yok mudur; insanın kendi içindeki bilinmeziyle (arzu olur, korku olur, başka bir duygu olur) mücadele edebilmesi için. Dindar bir kişi olan Stalker içindeki o istekleri kendi ritüelleriyle bastırıyor. @arzu

    1
  23. Arzu (@arzu)

    Tarkovski agnostik hissi uyandırmıştır bende , Andrei Rublev’de de inancın çirkinliklerini göstermesinden ve kafa karışıklıklarından dolayı.

    1
  24. Arzu (@arzu)

    stalker’ı nasıl bilirsin diye sorsalar şöyle tarif ederdim : işe yarama isteği ve bunun yarattığı tatmine ihtiyacı olan vasıfsız bir adam, onun için işin sonuçlarının dahi bir önemi yok.ihtiyaç duyulmasına ihtiyaç.hepimizin ortak zaafı :)

  25. solsoledo (@solsoledo)

    Aslında o inanmaya ihtiyacı olan biri ve bölge/Oda da ona bunu veriyor.Hiç sorgulamadan ne olup bittiğini sadece inanıyor (bu anlamda bir yobaz) ve kendi belirlediği ritüelleri yapıyor. İnsanları da buna zorluyor @arzu

    1
  26. Mel-ankolik (@mel-ankolik)

    @solsoledo yazınızı okudum.Hiç Tarkovsky izlememiş biri olarak dikkatimi fazlasıyla çekmesine neden oldu yazınız.Hem Stalker, hem Solaris izlenecekler listesinde:) Zaten @arzu‘nun bir süredir Tarkovsky izlediğini biliyor ve meraklanıyordum, teşekkürler..

    2
  27. Mel-ankolik (@mel-ankolik)

    @solsoledo ayrıca dinler ve inanç her daim kurcalamayı sevdiğim konular. @arzu ile oldukça derinlemesine deşelemişsiniz zaten filmi, bana merak etmek ve izlemek düşer:)

    2
  28. Arzu (@arzu)

    Tarkovski filmlerinin bir numarası olarak Solaris gösterilse de,benim bir numaram Stalker @mel-ankolik .Tarkovski’yi izlerken şuna hazırlıklı ol, basit dekor, sisli şiirsel görüntüler, şair babanın etkileri.Alışık olduğumuz filmlerin çok dışında.

    2
  29. Arzu (@arzu)

    @solsoledo, işte bu yüzden film yorumlarına filmler kadar zaafım var, “hiç bu açıdan düşünmemiştim” diyebilmek heyecan verici. Tekrar izleyeceğim, iz sürerek :)

    3