Ve Bir Film Savunusu…

Teknik olarak bir hikâye, bir olayın neden meydana geldiğini, sebeplerini, yarattığı değişimi ve sonuçlarını anlatır…

Olay 1800’lü yıllarda İngiltere’de Viktorya döneminde geçmektedir.

İşte size Vikipedi’den Victoria dönemi özellikleri

  1. Ailevi değerlerle saygıdeğer olma merakı ve bunun getirdiği ikiyüzlülük,
  2. Toplumsal durumlardan ve bireysel koşullardan aptalcasına memnunluk,
  3. Cinsel konularda yapay çekingenlik ve sevgisiz evliliklerin kutsal bulunması,
  4. Dar kafalılık ve dinsel yobazlığa karşın Hristiyanlığın dibini oyan bilimsel araştırma ve gelişmeler,
  5. Para ve madde severlik ve alt sınıfların ve parasızların saygın bulunmaması,
  6. Plansız gelişen sanayileşme ve haksızlıklarla dolu çalışma şartları ve adaletsiz ekonomik düzen,
  7. Sanata duyulan düşmanlık ve edebiyatın salt eğlence aracı olarak algılanması.

 

Ve elbette bir kadın olarak söz hakkınız, oy kullanma, miras hakkı, boşanma hakkı, okuma-yazma- eğitim yok!

Evinin kadını olup, çocuk yetiştirebilirsiniz ancak.

 

Bay Charles Godvin, 10 senedir bitkisel hayatta olan eşine sadık, tutkusuz, içine kapanık, yine de tutarlı biridir.

Bu yüzden sefahat düşkünü babası Lord Clare tarafından hor görülmektedir.

Çünkü Lordumuzun babası da hovardalığı yüzünden kendisini hor görmüştür.

Bay Godvin’in bir ahlaki çıkmazı vardır: eşine sadakati yüzünden evlenememektedir, fakat baba olmak, neslini sürdürmek istemektedir.

Sonuç olarak İsviçreli Bayan Laurier adında genç bir anne adayıyla para karşılığı anlaşılır ve sakin bir kasabada anlaşma konusu yükümlülük karşılıklı olarak yerine getirilir.

Bayan Laurier, babasının borçlarını ödemek zorunda olduğu için bunu yapar, fedakârlık değil, kendi özsaygısı ve hayatı için yapar bunu.

Herkes bilir ki, hiçbir anlaşmanın hükümlülükleri bir annenin duygularını engelleyemez!

Doğum anından itibaren bir günlük, albüm düzenler kendi çizimleriyle kızı hakkında; An English Daughter…

Öte yandan, annesiz, ev çalışanlarının bir sepet içinde bulunduğuna ya da Çingenelerden çalındığına inandıkları, babası tarafından şımartılmış Louisa huysuz ve mürebbiyelerin dayanamayıp kaçtığı bir kız olmuştur.

Kimsenin sevmediği huysuz kız, sandalla gölün ortasında ki kameriyeye gidip, annesiyle konuşuyor gibi yapmaktadır sık-sık, oldukça yalnız biridir çünkü…

Babasının bile koyunlarını kendisinden daha çok sevdiğine inanmaktadır.

Sonra ki günlerde, yeni bir kurban mürebbiye olarak işe başvurur; Bayan Laurier…

Bay Godvin adına evin kahyası ve eşinin ablası olan Constance işe alır onu.

Bay Godvin döndüğünde, ondan gitmesini ister; Bayan Laurier, annesi olduğunu kimsenin bilmeyeceğine söz verince bir aylık deneme süresi tanır.

Ancak Louisa’yı kontrol etmek hiç kolay değildir, ilişkileri çatışmalı başlar, bir çalışan olduğu için onu sürekli aşağılar Louisa ve bunun yolunun babasını kontrolden geçtiğini anladığında kararlılıkla, güçlü kişiliğiyle savaşmaya başlar.

Bunu adil bir şekilde yapar; otoritesini tanımayan Louisa’nın yüzüne sulu boyayı fırlatır ve sonra dönüp kendi yüzüne de aynısını yapar.

“İstesende istemesen de lafımı dinleyeceksin, çünkü fakir de olsam senin üstünde bir güce sahibim.

Benimle konuşurken sözlerine dikkat edeceksin ve sesini yükseltmeyeceksin.

Hizmetli değilim, mahkumum, büyüdüğünde sen de öyle olacaksın, etrafında ki tüm kapılar kadın olduğun için yüzüne kapanacak, evlendiğinde sahip olduğun her şey kocanın olacak, evlenmezsen tüm o uğraşlar sana uzak olacak, ama bir tanesi sana kalacak, ömür boyu yalnızlık ve aşağılanma, seni hapsedecekler Louisa!

Ama kilitleyemeyecekleri bir kapı var; aklın, onu hapsedemezler.

Bu yüzden okumayı öğrenmeni istiyorum, kendine ait bir hayatın olsun istiyorum”

Louisa yemek yemeyi reddettiğinde kendisi de yemez.

Zaten babasına da bu sözü vermiştir; “Ona yaptığım her şeyi kendime de yapacağım”

(Tipik ebeveynler kendileri yapar: Çocukları yapamaz! Kendileri yaptığında kaza, çocuklar yaptığında sakarlık!)

Laurier , Louisa her gece uyuduğunda odasına uğrayıp, özenle üstünü örter , onu koklar, öper ve daima yanında olacağını fısıldar.

Bu arada Bay Godvinle ilişkileri yeniden başlar.

Bir gün sabahın erken saatinde onları aynı yatakta gören Louisa hayal kırıklığıyla annesine sığınmaya gider.

Ne var ki gölün yüzeyi donduğu için sandal kullanamaz ve yürür.

Buz çöker ve Louisa boğulmaya başlar…

Bunu fark eden Bayan Laurier’yi görmelisiniz; buzları parçalayarak çılgınlar gibi kızına koşturur, kızıldenizi ikiye ayıran musa gibi!

 

 

Bay Godvin, bir şekilde, bir tür ötenazi uygulayarak bitkisel hayatta ki eşinden kurtulur ve Bayan Laurier’le  ölen eşin odasında bunu konuşurlar.

Godvin-Bunu hayatım boyunca taşıyacağım.

Laurier- ben de öyle.

Godvin-Senin bir sorumluluğun yok ki?

Laurier- Seni ve Louisa’yı 7 uzun yıl boyunca tüm aklımla ve kalbimle istedim; görünen o ki, tüm arzularım önüme çıkan her şeyi yok etti, karını, evini, dünyanı!

Arzunun bu kadar güçlü olduğunu hiç bilmiyordum…

Filmin sonunda, Sefahat düşkünü lord yüzünden evleri ve eşyalar haczedilir.

Masanın üstünde duran günlüğü okuyan Luisa ve laurier arasında şu dialog geçer:

Louisa-Neden beni verdin?

Laurier-Hayır öyle yapmadım, seni sattım.

Louisa-Kaç paraya?

Laurier-500 Pounda

Louisa-Çok para mı?

Laurier- Çok, nerdeyse bir servet…

Louisa-Çok para olmasına sevindim…

 

Bu film hangi film mi?

FIRELIGHT, elbette FIRELIGHT!

İşte O Film

  • Firelight

    Firelight

    Babasının borcunun ödenmesi karşılığında zengin bir adam için çocuk doğuran Elisabeth, yıllar sonra dadı olarak işe alındığı evde bir sürpriz ile karşılaşır. Detaylar

Yazar

metover (@metover)

Masumiyet çağım geride kaldı...

YORUMLAR

  1. metover (@metover)

    Son Cümle çıkmadı, karakter büyük olduğundan sanırım! FIRELIGHT, ELBETTE FIRELIGHT!