Unutamadığım filmler

Bazı filmleri ikinci izleyişimizde izlenimlerimizin tamamen değişebildiğinden bahsetmiştik. Ben de bu ilhamla bir liste hazırladım. Önce sevip sonra sıkıldığım ya da önce tavsiye edecek kadar beğenip sonra anlamsız bulduğum bir çok film olduğunu itiraf etmeliyim. Bu listedeki filmler ise benim için -bir ya da bir çok nedenden- anlamlarını koruyanlar.

Finding Forrester – Forrester’ı Bulmak: Sean Connery ve Gus Van Sant’ın uyumu ve oyuncu olmayan bir başrol daha çıkarmaları bu filmi özel kılıyor.

Le grand bleu – Derinlik Sarhoşluğu: Masmavi, derinliklere alıp götüren, en büyüleyici bulduğum filmlerden biri.

derinlik-sarhoslugu

The Ultimate Gift – Son Armağan: Film olarak başarısını tartışmıyorum ama hikayesini çok etkileyici buluyorum.

Great Expectations – Büyük Umutlar: Romanın etkisi altında kalmadan izlenince o dünyanın ve dönemin içine alabiliyor beni.

Guess Who’s Coming to Dinner – Beklenmeyen Misafir: İnsanlığın yüzleşmesi gereken her mesele keşke bu havada olabilse dedirtiyor her aklıma geldiğinde.

guesswhoscomingtodinner

Au hasard Balthazar – Rastgele Balthazar: Beklentilerimin dışında, tarifi zor ama fikirlerimi etkileyebilmiş bir film.

Following – Takip: Kubrick etkisi altındaki Nolan’ın kendine hayran bıraktırdığı filmi.

The Shawshank Redemption – Esaretin Bedeli: Dedemle birlikte izlemeyi istediğim ve küçükken izlediğimiz bir kaç filmin toplamı gibi hissettiren film.

Fathers and Daughters – Babalar ve Kızları: Baba-kız ilişkisinin en özel hissettirdiği filmlerden en içime işleyeni.

Crash – Çarpışma: Farklı hikayeleri birbirine bağlama ustalığı heyecanıma heyecan katmıştı.

carpışma

Z – Ölümsüz: Öfkelenip isyan ettirdiği halde seyretmekten kendimi alamadığım yegane film.

Judgment at Nuremberg – Nüremberg Duruşması: Konusundan dolayı bu filmde de öfkelenmek kaçınılmaz ama günümüz gerçekliğinden çok tiyatro tadı veren etkileyici bir film.

Léon: The Professional – Sevginin Gücü: İlk izlediğimde farketmediğim tuhaflıklar sonradan gözüme batsa da unutamayacağım bir film.

12 Angry Men – 12 Kızgın Adam: Ne beklemem gerektiğini bilemediğim ve nasıl bittiğini anlamadığı, insan doğasının bir yanını çok iyi sunan bir film.

12 kizgin adam

Demolition – Yeniden Başla: Hayata bir yerinden yeniden başlama hikayesinin en aklımda yer edeni bu film.

The Man From Earth – Dünyalı: İnanılması zor bir önermenin bu kadar sağlam desteklenip çürütülememesi ders niteliğinde benim için.

Dirty Wars: Gezegeni bir savaş meydanı olarak kullandığımızın farkına biraz daha fazla varmak ya da anımsatmak için izleyip unutumadığım bir belgesel.

La Meglio Gioventù – Gençliğin En İyisi: Gençlik, politika ve tutkuların İtalya özelinde anlatımı hem umut hem de nostaljik bir hava yaratıyor.

gencligin-en-iyisi

The Internet’s Own Boy: The Story of Aaron Swartz: Bilgisayar kullanan herkesin izlemesi gerektiği tavsiyesini dinleyip bir solukta izlediğim, ufkumu açan belgesellerden.

Zootopia – Zootropolis: Hayvanlar Şehri: Ayrımcılığa karşı takındığı tavırla ve eğlencesiyle yeni nesille izlemeyi en çok sevdiğim animasyon film.

İyi seyirler!

Yazar

aysesel (@aysesel)

Kahvem sütsüz lütfen. Hayır hayır şeker de istemiyorum.

YORUMLAR

  1. Serenay (@serenay)

    Eksiklerimi tamamlayayım. Süper liste!

    4
  2. metover (@metover)

    Gerçekten güzel liste! Birbirinden iyi filmler var. Demolition’ı 2 kez izledim bile; film izlemenin serüven ülkesinde gezinmek anlamına geldiğini ispatlayan bir film…

    4
  3. cesu (@ceren-su)

    seyredemicemiz kadar çok sayıda güzel film olmasına siz de üzülmüyor musunuz?

    6
    • Serenay (@serenay)

      @ceren-su Aksine mutlu oluyorum ben, ufkumu açacak,sorgulatacak,en dolu duyguları tekrar tekrar yaşatacak filmlerin olduğunu bilmek içimi rahatlatıyor

      5
  4. İnci (@inci-ozturk)

    Ne güzel liste.. İzlemediklerime koşayım.. Ben de bir filmin en az iki defa izlenmesi taraftarıyım..

    2