Gizli Kahramanlar: Dublaj Sanatçılarımız

Öncelikle dublaj nedir ondan başlayalım.Dublaj,yabancı bir dildeki dizi,film ya da belgeselleri izleneceği ülkenin dilinde seslendirme işidir. Tanımının bu kadar kısa olmasına bakmayın.Dublaj çok meşakkatli ve profesyınellik gerektiren ciddi bir iştir.

Dublajın ilk aşaması film metninin çevrilmesi ve dublaja hazırlanması ile başlar. Ancak çeviri bildiğimiz düz çeviri değildir.Oyuncuların konuşmaya başladığı andandan, es verişine,susmasına ve kimi belirgin nidalarına kadar ayrıntıları içeren süreçleri zamanlamaları ile belirten bir çeviridir bu.Ayrıca çeviriyi yapan kişinin “ağız oturtması” diye tabir edilen durumu da kollayarak çeviri yapılan dile çok hakim olması ve dilimizdeki karşılığını belli bir oranda özetlemesini de gerektirebilir.

İkinci aşama dublaj yönetmeninin filme göre cast (rol dağılımı) yapmasıdır.Başrol oyuncu/oyuncularını, yan oyuncuları ve rabarba (kalabalık sahneleri seslendiren oyuncuların hep bir ağızdan konuşulması) yapacak grubu seçtiktikten sonra belirli bir günde tüm oyuncular stüdyoda yerini alır ve dublaj başlar.

Dublaj esnasında yönetmen seslendirme sanatçılarına karakterler ile ilgili seslerinde yapmaları gereken değişimler konusunda uyarır,hatalı ya da yanlış vurgulanan kelimelerin düzeltilmesini sağlar.

Dublaj sanatçıları genellikle tiyatro kökenli sanatçılardır.Bu oldukça önemli bir avantajdır çünkü seslendirme yapan kişinin seslendirdiği karakteri iyi taklit etmesi,anlaması ve bir anlamda yeniden oynamasını gerektirir.Son dönemde kimi ünlülerin seslerinin kullanıldığı filmler yapılmıştır ancak iyi bir izleyiciyi doyuracak nitelikte sesler değillerdir.Genellikle filmin ilgi çekmesi amaçlanarak reklam anlamında dikkat çekmeye yöneliktir.

Dublaj esnasında seslendiren kişinin kulağında bir kulaklık bulunur.Bu kulaklıktan mono olarak filmin orjinal sesi duyulmaktadır.Bu sayede seslendiren kişi “ağız oturtma”yı ve vurguları orjinal sesi duyarak yapar.Bu zorlu süreç sonunda bizim için oyuncu-ses bütünlüğü oluşur ki, bazı yanabcı ünlü oyuncuların başkası tarafından seslendirilmesi canımızı sıkabilir.(örneğin:Mel Gibson, Jack Nicholson,Bruce Willis…)

Şimdilerde senkron tutturmaya gerek olmadan teknolojik düzeneklerle de dublaj yapılabilmektedir.

Ülkemizde TRT’nin kurulması ile birlikte seslendirme eğitimleri verilmeye başlanmış,çocuk seslendirmenler yetişerek bugün hayranlıkla dinlediğimiz çoğu sesi bize kazandırmıştır.Dünya’da en iyi dublaj yapan ülkelerden biri olduğumuzu da eklemeden edemeyeceğim.

Size altta vereceğim linkteki belgesel ülkemizdeki müthiş seslendirme sanatçılarını anlatıyor. Verdiğim linkteki bölümde Sezai Aydın’ın dublaj hikayesini izleyebilirsiniz.

Sevgiler :)

Sesin Yüzleri/Sezai Aydın

Yazar

Daphne (@daphne)

İlk izlediği film E.T olan bir çocuk, o günden beri uzaylıların onu almasını bekliyor.

YORUMLAR

  1. Kemik kadın (@kemikkadin)

    kulaklıktan kendi seslerini dinlediklerini sanırdım, ne zormuş öylesi

    2
  2. Arzu (@arzu)

    İngilizce harici dillerdeki filmlerde, özellikle köşede kıyıda keşfedilmeyi bekleyen dünya filmlerinde orjinal dili duymak filmi daha müstesna kılıyor, onlarda altyazıdan yanayım. Dublajla filmin karakteristiğini bile değiştirmek mümkün.

    2
  3. Arzu (@arzu)

    Amerikan filmleri de dublajsız çekilmiyor :)

    2
  4. Daphne (@daphne)

    İlk olarak dublajlı izlediğim özellikle de eski yapımların orjinalini izlemek bana daha yabancı geliyor. Ama son dönem yapımlarda orjinal sesi duymayı yeğliyorum ben de. Fakat diğer yapımlarda özellikle animasyonlarda Türkçe dublaj müthiş.

    2