Orta yolu buldun mu Captain Fantastic?

Bir zahmet filmi izledikten sonra okuyun yoksa tadınız kaçabilir.

Facebook’ta arkadaşlarımın bir hafta içerisinde ne kadar çok bu filmi izlediklerini beyan ettiklerini gördükten sonra bir senkronize olma hali hissettim ve izledim. Genelde film izlemeyi çok kişisel bir deneyim olarak görür ve hit haline getirilmiş herhangi bir filmi yine herhangi bir etki altında olmadan vakti gelince izlerim.

İnsanların ruh metabolizmasına göre dönem dönem film janrası seçip, tabir-i caizse moduna göre film izlediğine inanırım. İhtiyacı olan duygu yoğunluğunu yine ihtiyacın olan filmde arayanlara da saygı duyarım. Ne de olsa sinema ve psikolojinin birbiriyle dansının pek çok antidepresan tedavisinden daha rasyonel olduğunu düşünüyorum.

Bu filmi izleme zamanımın da her janraya açık olduğum bir döneme denk gelmesi biraz daha rahatlatıcı oldu.

Gelelim filme..

Doğaya karışmış, yeşiller içinde yüzleri boyalı ve bir kabile (aslında ilk bakınca bir hayvan sürüsü gibi ortaya çıkan) ile karşılıyoruz aileyi. Avını başarıyla tamamlamış ailenin büyük oğlu avının kanı ile babası tarafından vaftiz ediliyor. -Bugün çocuk öldü, yerini bir adam aldı-

Bu aile için vaftiz töreni ailedeki bir bireyin diğer aile bireylerinin önünde statü, etiket, ambalaj kazanmasının kutlanması olarak yorumlayabiliriz.

Toplum bilincinin ilk dönemindeki anaerkil durumun yerleşik düzen, tarım ve mağaraların bulunup kullanılmaya başlamasıyla ortadan kalkmış ve bugünkü halini ataerkil düzene geçiş sağladığını hepimiz biliyoruz. Filmde tam bu düzenin içinden konuşmaya başlıyor bize. İlk sahnedeki oğlanı avının kanıyla kutsama ayini, ilerletmeye çalıştıkları statüsel düzenden aslında bir durum bildirisi de diyebiliriz. Bu bildiri daha sonra anne ve baba arasındaki en büyük çatışmada da karşımıza çıkıyor. Baba annenin değiştirdiği fikir ile ilgilenmiyor ve kendi kurduğu düzene devam etmeye çalışıyor.

Malum annenin ölüm haberini aldıktan sonra Captain Fantastic’in şelale altında hüznünü yine doğaya akıttığı sahne ise bana islam inancında çok yaygın olan bir sözü hatırlattı. -Derdini suya anlat ya da kötü rüyanı suya anlat-

Akan su bizlere değişimi, devamlılığı ve form değiştirmeyi anlatır aslında. Suyun ses ile etkileşime geçtiğinde verdiği moleküler reaksiyonlar hakkında bir şeyler öğrenmek isterseniz de buyrun.

Kuantumdan bellice islamdan hallice bu sahneden sonra filmi izleyenleri ikiye ayıran sistem eleştirisi var mı yok mu ona değinelim. Bence kör göze parmak bir sistem eleştirisi var ama karşısına koyduğu metotların da eleştirdiği sistemin bir alternatifi olduğunu düşünüyorum. Bahsi geçen -free food mission- sahnesi aslında bir sistem eleştirisi değil tam olarak sistem gibi davranma diyebiliriz. Çok kaba taslak sahneye baktığımızda organize bir şekilde insanların ilgisini ve çoğunlukla duygusunu tek bir noktada toplayan ve el çabukluğu ile eleştirdiği sistemden çalma eylemi başka şekilde yorumlanamaz. Captain Fantastic ormandan çıkardığı ve şehirde gezdirdiği çocuklarına kısa bir kapitalizm sunumu yaptıktan hemen sonra o das kapitaller gibi onlara ait olmayanı bir oyun ile elde etmeleri aslında filmin senaryosundaki ilk ciddi kırılım olduğunu düşünüyorum.

Çocuklara gelirsek, hiç bilmedikleri ve deneyimlemedikleri pek çok şeyi arzu ettiklerini bu hırsızlık olayından hemen önce restoranda yaşamaları da o malum eyleme güzel bir hazırlama olmuş. Hayatı kitaplardan, doğadaki varoluş çabalarından izole bir biçimde yaşayan bu çocukların içindeki merak dürtüsü atalarından ayrıldıkları ilk anlarda ortaya çıkacağı ve bir deneyime dönüşeceğini düşünmekte absürt olmaz.

‘’Bu filmde sistem eleştirisi yoktur saf bir izolasyon vardır ‘’ diyenlerin aslında babanın aileye uyguladığı sistemin (söz hakkı, isyanı bastırma ve ayak uydurmaya yönlendirme) çokta farkına varmak istemediklerini düşünüyorum. Zira bu filmi izleyenlerin %99’u hayalini kurduğu kaçıp gitme, doğaya karışma, basitleşme dürtüsünün bu senaryoda hayat bulması ve öyle bitmesini istemeleri de biraz mastürbatif bir istek olabilir. Düşünün bu filmi izleyenler yani bizler saksıda yetiştirdiğimiz maydanozdan mutlu olup, hafta sonu kredi kartlarımızla yeşilliği bol olan diyarlara kaçıyoruz. Tabii ki bu senaryonun ve önerdiği fikrin bizim hayatlarımızın tam tersi bir nihayete ermesini dileyeceğiz.

Gelelim orta yolu bulan Captain Fantastic’e… Filmin peak noktalarından 3.sü olan kızın damdan düşmesinden sonra bir nevi yenilgiye uğruyor ve depresyona girince saçını boyatan kadınlar misali değişime ve terketmeye yöneliyor. Başından beri savunduğu alternatif toplum fikrinin genel toplum kurallarına (güvenlik, eğitim ve sosyalleşme) yenilmesini çocuklarına çokta geri adım atmadan anlatmaya çalışıyor. Geri atmadan diyorum çünkü ‘’Beautiful mistake but mistake’’ sözü yine alınan kararın yapılan eylemin arkasında durduğunu ama daha fazla savaşamayacağını bizlere gösteriyor.

Devamı part 2’de https://isteofilm.com/2016/10/27/orta-yolu-buldun-mu-captain-fantastic-part-2/

İşte O Film

  • Kaptan Fantastik

    Kaptan Fantastik

    ABD'nin kuzeybatısındaki ormanlarda kendini 6 çoçuğunun fiziksel ve entellektüel eğitimine adamış olan bir baba yarattığı bu dünyadan çıkması gerektiğinde ebeveyn olmanın ne demek olduğunu da sorgulaması gerekir. Detaylar

Yazar

Tuğçe Çotuk (@tugce-cotuk)

YORUMLAR

  1. Arzu (@arzu)

    İlk cümleyi okudum ve bıraktım, filmi attım listeye. Yazının kalanı için meraklanarak.

    2
    • Tuğçe Çotuk (@tugce-cotuk)

      @arzu o zaman sonra geri bildirim yaparsın :) iyi seyirler

      1
    • Arzu (@arzu)

      @tugce-cotuk keyifle :) teşekkürler

  2. Serenay (@serenay)

    Okumamak için zor tuttum ben de izleyeceğim

    1
  3. jerry co (@jerry)

    Yazının sonu nerede diye düşünmüştüm Part 2 varmış :)

    1
  4. Serenay (@serenay)

    Çocukların kendilerine seçme şansı verilmeden empoze edilenleri almaları ve yaşlarından büyük tavır takınmaları beni rahatsız etti. Noam Chomsky gününe bayıldım. Sistem eleştirisi yapmaya çalışırken çeliştiği noktalara katılıyorum. Değişik ve keyifliydi

    1