We Need to Talk About Kevin (2011)

Bu çok çok özel filmi nasıl anlatmalı, nereden başlamalı inanın bilemiyorum. Filmde işlenen, üzerinde durup düşünülmesi, özellikle ve ısrarla konuşulması gereken onlarca konu var. Filmin genel hatlarıyla başlayalım bakalım :)

Lionel Shriver’ın Türkiye’de de aynı adla yayınlanan “Kevin Hakkında Konuşmalıyız” adlı ödüllü romanından uyarlanmış bir film, yönetmen koltuğunda ise Lynne Ramsey’i görüyoruz. Yönetmen bu kez sarsıcı, ağır bir psikolojinin anlatıldığı bu romanın derinlikleriyle çıkıyor karşımıza. Usul usul yaklaşan detaylarıyla ustaca işlenmiş, sarsıcı bir öykü Kevin ve Eva’nın yaşadıkları. Aile olabilmek ve annelik kavramlarını bizlere uzun uzun irdeletiyor yönetmen; çaresizlik, yalnızlık, suçluluk, pişmanlık ve şiddet temaları eşliğinde… Öyle bir film ki söylenenden çok aslında söylenemeyenleri haykırıyor bizlere! İçeriği kadar isim seçimiyle de dikkat çekiyor film, “KONUŞMALIYIZ” diyor; anne ve babanın bir olduğunu, birlikte yol alması gerektiğini ve sorunların iletişimle çözüleceğinin mesajını burada dahi veriyor bizlere. ‘Kevin Hakkında Konuşmalıyız’ hikayenin tek yönlü bir anlatım dili olmamasıyla da  dikkat çekici bir yapım. Herhangi bir fikri dayatmıyor izleyenlere, yaşananları hem Eva’nın hem de Kevin’in gözünden sergiliyor benimsemiş olduğu bu tarafsız bakış açısıyla da izleyiciye olması gerekeni sorduruyor/sorgulatıyor. Film aşırılıktan öylesine uzak ki; karşımıza gelen katliam sahnesinde dahi abartıdan uzak durmasına rağmen nefreti ve şiddeti bakışlarla, mimiklerle ustaca yansıtıyor bizlere.

Filmi genel bir hatla ele alacak olursak; Film kronolojik bir tarih sıralamasıyla ilerlemiyor. Bu düzensiz akışta filmi daha da gizemli kılıyor. Hikayeye girdiğimizde: Eva, hayatına dair tüm planlarını ve hayallerini bir kenara koyarak Kevin’ı dünyaya getiriyor, ve fakat bunun iyi bir karar olup olmadığı konusundaki gelgitleriyle de mücadele veriyor. Annesinin bu tereddütlerini daha ilk kucağa alındığı an hissediyor Kevin, yönetmen bize bunu şöyle bir görselle veriyor; Eva Kevin’i ellerinin arasında ama bedenine uzak tutuyor! Hastaneden eve getirildikten sonra da Kevin’ın ağladığı ve Eva’nın onu susturmak için ne yapacağını bilemediği sahneler de yine Kevin’a yakın ama bir o kadar da uzak… Kevin ağladığı zamanlarda ona bakarken yüzünde mimikleriyle verdiği iç sıkıntısının yansımaları sizi de; acaba hangisinin yaşadığı durum daha içler acısı diye düşünmeye itmiyor değil! Ve bir başka anlık bir kaçış sahnesi çıkıyor karşımıza; bebek arabasıyla yol çalışmasının olduğu bir yolda giderken gürültüye sığınıyor Eva birkaç dakikalığına dahi olsa Kevin’ı duymamanın rahatlığına kavuşuyor adeta.

Kevin büyüyor ve anneyle aralarında iletişimsel hiçbir bağ kuramadığı için konuşmamayı ve annesinin isteklerine cevap vermemeyi seçiyor. Annesiyle top oynadıkları bir sahnede Eva’nın Kevin’e doğru attığı topu  “hadi bana geri yolla” dediğinde Kevin buna da karşılık vermiyor. Fiziksel bir sorunu olmamasına rağmen verilen komutlara kayıtsız kalarak ödetiyor öfkesini Eva’ya. Belki de tüm yaptıkları “Ben buradayım” haykırışlarını içeriyor, “Ben doğdum, sen istemesen de ben bu dünyada ve özellikle senin dünyanda varım!”. Çünkü Kevin Eva’nın söylediklerinden çok, söylemediklerini duydukça bu hale geliyor. Artık Eva onun otistik olduğuna dair şüpheleri daha da güçleniyor ve bu durum bir doktor yardımını kaçınılmaz kılıyor. Ancak doktor oğlunun gayet “normal” olduğunu söylediğinde, Eva adeta mutsuz bu cevaptan; çünkü biliyor ki oğlunda bir sorun var ve nedense bu sorunu sadece o görebiliyor!

Kevin’in ergenlik çağına geldiğimizde ise, kaçınılmaz olarak isyankar genç bir adamla karşılaşıyoruz. Ve Eva’yla aralarındaki uyumsuz tavır tüm şiddetiyle devam ediyor. Eva sanki kötü bir anne olmadığını kanıtlamak için ve Kevin’da hayal ettiği çocuğu göremediği için eşinden bile habersiz Celia’ya hamile kalıyor. Kevin Cella’yı ilk günden itibaren çocukça bir kıskançlıkla karşılıyor. Cella Kevin’in tam tersi sıcak, uyumlu, sevildiğini hisseden ve bu sevgiye karşılık veren, güven veren ve güven duyan, ailesiyle olmanın keyfini çıkaran, korunduğunu ve önemsendiğini hisseden bir çocuk. Psikolojik gerilim öğelerini Kevin’in Cella’ya beslediği kıskançlık duygusuyla zarar vermeye çalıştığı sahnelerde büyük bir başarıyla sergiliyor film.

Filmin belli bir tarih dizilimine uymamasından dolayı; çiftin çocuksuz, özgür ve mutlu sahneleri de ustaca serpiştiriliyor araya, bu sahnelerde iç karartan bir karakter olarak sunulan Eva’nın geçmişinde ne kadar canlı, özgür ve mutlu olduğunu görüyoruz! Ve Kevin’lı sahnelere döndüğümüzde ise Kevin’in rahatsız eden ağırlığı bizleri de rahatsız etmeye devam ediyor.

Peki bu ana-oğul savaşının içinde baba Franklin ne yapıyor? Anne ve oğul arasındaki geçimsiz ilişkinin gürültüsünün hüküm sürdüğü evde bir gölge gibi bir belirip bir kayboluyor Franklin. Kevin’ı etrafta dolaşan o yaştaki her çocuk gibi, Eva’yı ise takıntılı bir anne olarak görüyor; çünkü görmek istemediklerini görmeye başladığında bunlarla baş edemeyeceğini içten içe biliyor.  Baş edemedikçe de yok sayıyor, iki ana-oğulun yaşadığı iç savaşın şiddetinin artmasıyla Franklinin’de varlığının etkisi hafifliyor ve sonunda da onların hayatından gitmek (kaçmak) istiyor!

Eva, Kevin’ın böylesine sorunlu bir çocuk olmasında, kelimelere döküp bizlerle paylaşmasa da kendini suçlamakta. Filmin belki de en sarsıcı yanı da; doğduğu günden itibaren bir türlü iletişim halinde olamayan, günleri birbirine zindan eden bu ana-oğulun arasında aslında muhteşem güçlü bağ vardır ki bunu da bize en iyi yansıtan sahne de şudur şüphesiz: Başını musluktaki suyun altına sokan Eva’nın yüzünün Kevin’ın yüzüne dönüşmesi! Bu çok sancılı ve tutku dolu bir bağın asıl sebebi ise; birbirlerini en iyi anlayan ve tanıyan Eva ve Kevin’dir. Yani Kevin’in gerçek karakterini görebilen tek kişi Eva’dır ve bu yüzdendir ki Kevin’in onu bu kadar net görebilen bir annesi varken O’na bir türlü yaklaşamamış olmasını hazmedememektedir!

Ve sona geldiğimizde ise film adeta beynimize balyoz indiren bir final sahnesi sunuyor! Sadece bu son için dahi izlenmeye değer bir film, benden söylemesi :)

İşte O Film

  • Kevin Hakkında Konuşmalıyız

    Kevin Hakkında Konuşmalıyız

    Eva, bebekliğinden beri tuhaf olduğunu düşündüğü oğlu Kevin'ın gösterdiği acımasızlık ve korkunçluklardan dolayı sevmekte zorlanmaktadır. Kevin'ın ergenlik dönemine geldiğinde söylemlerinin çok ötesine geçeceğini annesi dahil kimse tahmin edemez. Detaylar

Yazar

Esin Arslan (@arsesin)

Okumak,izlemek,dinlemek ve son nefesime kadar yazmak...

YORUMLAR