I ‘m A Cyborg, But That’s Ok (2006)

Yönetmenliğini Park Chan-wook’un yaptığı, aslında anlatmaya kelimelerin yetmeyeceği bir görsel şölen bu film, karşımızda daha önce denk gelmediğimiz farklı bir düşsel dünya var. Yönetmen, bu filmiyle önceki filmlerinden çok daha farklı bir bakışla çıkıyor sinema severlerin karşısına. Tabi bu durumun çok özel de bir sebebi var ki o da; bu filmi 12 yaşındaki kızının izlemesi için yapmış olması!

Yine çok fazla ayrıntıya sahip bir film var karşımızda; öncelikle bu masalsı anlatım içinde olup geçen zamanı anlamıyorsunuz. Uzun zamandır gerçekte olması gereken o saf, karşılıksız, hiçbir çıkarı olmayan aşka dair bir şeyler yaşamamış ya da çevrenizde böyle bir aşka denk gelmemişseniz o hale sizin özellikle izlemeniz gereken bir film! Filmin konusuna bakacak olursak…

Klasik akıl hastanelerinde geçen bir algı vardır; orada bulunan hastalar normalde hasta olduklarını kabul etmeyip diğerlerinin hasta olduklarını iddia ederken buradaki hastaların hepsi hasta olduklarını kabul ediyor. Ve filmin sonunda tüm hastaların hikayelerini küçük ip uçlarıyla öğrenmiş oluyorsunuz. Akli hastalıklar belki de bu filmden önce hiç bu kadar eğlenceli bir dille anlatılmamıştır, diyeceğiniz o kadar çok sahne var ki izleyenleri bekleyen…

Filmimizin erkek karakterine bakacak olursak; bir hasta düşünün ki hasta olma nedeni o 15 yaşındayken annesinin diş fırçasını da alarak onu terk etmesi (!) Park Il-sun’u filmde sık sık dişlerini fırçalarken izliyoruz. Çünkü çürüyen bir diş yok olur gider ve kendisi de bir gün o çürüyen diş gibi yok olup gitmekten korkuyor!

Ve asıl karakterimize geliyoruz; baş rol kızımız Young-goon’un babaannesi de akli dengesi pek te yerinde olmayan bir hanımefendi. Kendisini fare olarak görüyor ve haliyle bir fareyi de çocuğu olarak görüyor. Ve bir fare olarak ta sürekli turp yiyor. Bir gün bu durum Young-goon’un annesini oldukça rahatsız etmeye başlıyor ve babaanneyi akıl hastanesine göndermeye karar veriyor. Ancak hastaneye giderken turp yemesi için hayati önem taşıyan takma dişleri evde kalıyor, onlar olmadan turp yiyemez diye Young-goon takma dişleri babaannesine ulaştırmak istiyor.Ve bir gün o takma dişleri kendi ağzında buluyor! O anla birlikte fark ediyor ki takma dişleri takınca florasan lambalarla, kahve makinalarıyla, hıçkıran saatle ve daha niceleriyle konuşabiliyor. Çünkü meğer o bir cyborg! Ama hazmedemediği bir şey var; bütün makinaların, saatlerin kullanma kılavuzları, dünyaya geliş amaçları var. Peki onun dünyaya geliş amacı ne?!!
İşte bu filmin konusu güzeller güzeli bir cyborg’un dünyaya geliş amacını öğrenme yolundaki maceraları…

Bu film tanıtımına film kadar özel soundtrackiyle… keyifli seyirler

https://www.youtube.com/watch?v=CfveIx6HrDA

 

 

 

İşte O Film

Yazar

Esin Arslan (@arsesin)

Okumak,izlemek,dinlemek ve son nefesime kadar yazmak...

YORUMLAR

  1. Oya (@oya)

    Fantastik ve sevimli bir hikayesi varmış, izleyeceğim

    4
    • Esin Arslan (@arsesin)

      @oya kesinlikle öyle bir film… izlerken hiç sıkılmayacaģınızdan eminim :)

      2
    • Oya (@oya)

      @arsesin cok tesekkurler, bu sasirtici ve sevimli filmle tanistirdigin icin beni.

      2
    • Tuba Yıldırım (@tuba-yildirim)

      @oya ben de :)

      1
  2. İnci (@inci-ozturk)

    Uzakdoğu dizi ve filmlerini seviyorum.. İzleyeceğim..

    1