Kaçıranı kaçırmaya çalışırken kaçan olmak. Part 3

Herkesin haklı olması vicdan rahatlatıyor. Ama tabi varlığını kanıtlamaya çalışan ve kafası karışık ergenimizin bir dizi bıraktığı delille bir şekilde yasak aşk yarıda kalıyor. Bu biraz bana Hansel ve Gretel’in hikayesini hatırlattı. Şu evin yolunu bulmak için dönüş yoluna attıkları ekmek kırıntıları vardı ya bizim hikayedeki çocuğun da yediği haltlar ona bağlamamı sağladı. Belki de yanlış bağlamışımdır. Şimdi gelelim Kaçıranı kaçırmaya çalışırken kaçan olan anneye.

Hayatı boyunca yanlız kalacağını düşünen ve geç bulduğu aşkı adaletin adeleli kollarına teslim etmeden bir gün önce oğluna seni asla bırakmam diye sarılmıştı. Terli abinin mapus damlarına düşmesinden sonra tutunduğu ve hayatının merkezine koyduğu oğlunu terkediyor. Seni asla bırakmam diyen anne hayatının aşkını kurtaramayacağını ve onunla haberleşemeyeceğini öğrendikten sonra gönüllü olarak ex kocasına velayetini uçuruveriyor. Yani kadınlığı yarıda kalan ve hayatındaki erkekleri bir bir kaybeden anne, son kaybından sonra bir hiç olmaya başlıyor ve sıfıra inmek için kendi oğlundan kaçıyor. 

Şimdi filmin mutlu sonuna falan değinmeyeceğim. Bana göre bu hikaye aynı Revolutionary Road kafasında ve görkeminde son bulmalıydı. Filmin adının bir alt metninin de çalışan ve kaybeden insanların hikayesi ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Amerika’da part time korunan hakların ve amerikan rüyasının gazında aslında sürekli depresyonda gezen elleri nasırlı halkın mutlulukları da aynı böyle olmalıdır gibi bir mantık yürütme yaptım. 

Neyse izlemedik demeyiz. 

İşte O Film

  • Labor Day

    Labor Day

    Akademi Ödülü adayı yönetmen Jason Reitman'ın (Up in the Air, Juno), yüreklendirici bir aşk hikayesi olan Labor Day'inde, başrollerdeki Kate Winslet ve Josh Brolin, inanılmaz koşullar altında yakınlaşan iki yabancı rolünde. Uzun bir hafta sonu tatilinde beklenmedik bir tesadüf olarak başlayan karşılaşmaları, çok geçmeden aşkta ikinci bir şansa dönüşür. Detaylar

Yazar

Tuğçe Çotuk (@tugce-cotuk)

YORUMLAR