Mutluluk kimdir?

Mutluluk mu? Kendileri harkulade bir kadindir. Ne kaba kuvvete, ne ince yakarislara boyun egmez. Ona muhtac olanlara, surekli pesinden kosanlara yuz vermez. Sahiplendigini dusundugun an kacar senden ama belirebilir kapinda onu unuttugunda. Ne kadar hizli kovalarsan o kadar hizli kacar, hem de seni kendi oyununda alt edip. Ama senin olmasa da, bastan cikarir, umut verir, guc verir, can verir. Ve takilirsin ardina yorulmadan, usanmadan, akillanmadan.

Insanin amaci mutluluk olmali dersin, mutsuz anlarin boslugunu zihninde, kederini kalbinde, agirligini ruhunda hissederek. Hayal kirikliklarina gebe bu amacin dogurdugu sagir ve kor umutlari basarsin yuregine ve devam edersin dikenlerle bezenmis bu muhtesem yolda yurumeye, gunun birinde hic degilse gunlerin tamami bittiginde, kavusmak uzere bu sevgiliye.

Mutlulugun formulunu vermisti adamin biri delirmeden kisa bir sure once: “Bir evet, bir hayir, duz bir cizgi ve bir hedef.” Nietzsche son gunlerini mutlu gecirdi mi bilinmez ama bilinen yasamin anlamini mutlulukta aramadigi, tipki J. S. Mill gibi: “Mutlu bir aptal olmaktansa, uzgun bir Sokrates olmak daha iyidir.” Eger zor, sancili, mutsuz gunler geciriyorsaniz kendinizi kayipta hissedip de yasama gucenmeyesiniz diye size karanlik ve korkunc bir donemin bile yillar sonra buruk bir tebessumle anilabilecegini gosteren bu filmi (Malena) onerecegim. Kucuk bir cocugun yasadigi bu platonik ask hikayesi mutlu bir tecrube olmasa da, anlamsiz ya da cirkin oldugunu kim soyleyebilir? Kimbilir, belki siz de yillar sonra hatirlanacak unutulmaz anlari, vazgecilmez tecrubeleri biriktiyorsunuzdur, su an mutluluga sarilamiyorsanizda…

Dip not: Peki filmdeki kadin kahramaninin yasadigi kan donduran dehseti neresine yakistiriyorsun bu cirkin olmadigini iddia ettigin ask hikayesinin diye soranlara, ictenlikle “hicbir yerine” diyorum. Belki yonetmen keskin bir trajediyle oymak istedi beynimize savasin ve fasismin akil almaz vahsetlerini ama “Herseye ragmen yasamak” diyen sicak bir gulumseme eklemeyi de ihmal etmemis. Bir cocukla yerden portakal toplayan kadina ait sicacik bir gulumseme…

İşte O Film

  • Malèna

    Malèna

    1940'ın faşist İtalyasında bir kasaba. 13 yaşındaki Renato dahil herkesi etkileyen Malèna'nın güzelliği aynı zamanda talihsizliğidir. Detaylar

Yazar

Guner (@gunerak)

Bir film seridi gibi gececekse hayatim gozlerimin onunden, gormeye doyamiyacagim bir film olsun.

YORUMLAR

  1. Arzu (@arzu)

    Çok etkileyici bir yazı.. Filmin dönemi ve İtalya’yı konu alması izlemem için yeterli sebeplerdi halbu ki, yazı “işi gücü bırak, başlat filmi” diye topyekün bastırdı.

    2
  2. Kemik kadın (@kemikkadin)

    bana fahriye abla çağrışımı yaptıran filmdir.

    2
  3. İnci (@inci-ozturk)

    Yazı çok güzel.. Filmi de ilk fırsatta izleyeceğim.. Kahramanı bir kadın olduğu için oradan yola çıkılarak yapılmış bir yorum belki ama mutluluğun bir kadına benzetilmesini çok masculin buldum.. Bir de izledikten sonra yorum yapayım..

    3
    • Oya (@oya)

      @inci-ozturk yaşasın! Bu yorumu yapan ben olmayayım demiştim. Kadın ve bedeni… Hatta filmin sayfasındaki kapak fotoğrafına bakınca aklıma geldi, kalabalık bir meydanda herkes paltoyla gezerken başrolümüz çok hoş incecik bir elbiseyle dikkat çekiyor.

      3
    • İnci (@inci-ozturk)

      @oya a bir de o var elbette..:)

      1
    • Oya (@oya)

      @inci-ozturk Filmi büyük bir merakla izleyeceğim. Umarım insan sevgisini kadın bedenine duyulan tutkudan ibaret gibi göstermemiştir.

      2
    • Guner (@gunerak)

      @oya Filmi izleyince cok sasiracaksin ve yazida ki ironi daha bir derinlesecek senin icin :)

      1
    • qemal (@qemal)

      @gunerak başıma kötü bişi gelmicekse Monica hanım da çok güzel ama şimdi yani

      2
    • Serenay (@serenay)

      @qemal Güzel olsun da Monica, Malena ne farkeder! :)

  4. metover (@metover)

    Ennio Morricone müziği akıma geliyor ve Cinema Paradiso ama en çok yetişkin bir kadına aşık olma duygusunu anımsıyorum çocukluğumdan…

    5