Tarihin tadı, sadece onu şekerle kaplı sananlara acı gelir.

“Samimi olmak gerekirse, herhalde dünyanın en aptal şeyi, sinema hocalarının film çekmeyi öğretirken oyuncunun kameraya bakmaması gerektiğini söylemeleridir” cümlesinden sonra belgesel boyunca kadınların direk bakışlarını yakalamaya çalışan ve o anı dondurup zihinlere kazıyan müthiş yönetmen Chris Marker, bu filmi  1983’te çekmiş. 

Sans Soleil varlığına inanılması güç bir felsefik belgesel, o kadar güç ki izlerken kalp atışlarınız gittikçe hızlanıyor ve felsefesine hayran bırakıyor. 

Filmden not aldığım ölümsüz cümlelerim var, onlar sizi Sans Soleil’e doğru çekecektir..

– İnsan; bir müze, şapel ve sex shop’u aynı anda barındırabilen bu yere önce gülümsüyor.Japonya’da hep olduğu gibi, bu alanlar arasındaki sınır çok ince olduğundan, kısa bir süre içinde; bir heykeli seyredip bir şişme kadın aldıktan hemen sonra, bereket tanrıçasına, ona hep eşlik eden küçük adaklardan sunabilmesine insan hayranlık duyuyor.

__

-Kim demiş zaman yaraları iyileştirir diye? Zamanın iyileştiremediği tek şeyin yara olduğunu söylemek daha doğru olur. Zaman geçtikçe ayrılık acısı gerçek sınırlarını yitirir. Zaman geçtikçe arzulanan beden yok olup unutulur. Ve arzulanan beden öteki için artık yok olmuşsa kalan şey cisimsiz bir yaradan başka nedir? (Samurai Koichi)

__

-Cape Verde; böylesine küçük ve fakir bir ülke, dünyanın neden umrunda olsun ? Çünkü onlar yapabileceklerini yaptılar; özgürleştiler, Portekizlileri kovaladılar. Portekiz ordusunu öyle sarstılar ki; bu, diktatörlüğün devrilmesine ve bir an için de olsa Avrupa’da yeni bir devrim doğduğuna inanılmasına neden oldu. Ama bütün bunları hatırlayan kim? Tarih işini bitirdiklerini fırlatıp bir köşeye atıyor.

__

-bütün kadınların içinde tahrip edilemez bir öz var. Ve erkeklerin derdi de; onların bunu olabildiğince geç fark etmesini sağlamak.

Bu film o kadar güçlü ki, kendinizi penise bakarken felsefik şeyler düşünür halde buluyorsunuz.. 

İşte O Film

  • Güneşsiz

    Güneşsiz

    Dünyanın dört bir yanını dolaşan anlatıcı, ilgisini tek çeken şeyin sıradanlık olduğunu söyleyerek bizi bambaşka yerlerde en sıradan gündelik hayatların içine sokarak, en sıradan yerlerde, harika manzaralar eşliğinde gezdiriyor. Detaylar

Yazar

Kemik kadın (@kemikkadin)

Toplumsal dönüşüm (iyiye devrim) istiyorsak başlangıcı tartışacak güçte olmalıyız; herşey kadının gerçekliğinden uzaklaşmasıyla başladı..

YORUMLAR

  1. Norman Bates (@nerares)

    “Bütün bunları başka bir dünyadan yazıyorum, görünüşler dünyasından.” Şu yozlaşmış toplumda birilerinin bunu izlemiş olması üzerine yazı yazması tuhaf bir şekilde mutlu etti beni.

    2
    • Kemik kadın (@kemikkadin)

      @nerares çok derinlikli bir kitap okumak gibi Sans Soleil’i izlemek.Her cümleden sonra soluklanıp tavana bakarak düşünmek istediğim kitaplardan.İnsanlıktan sıkıldıkça izliyorum,keşke bu denli gelişkin sosyolojik bakış açısında olan rehberlerimiz olsa.

      4
    • Kemik kadın (@kemikkadin)

      @nerares onlarla dünyayı gezmek çok anlamlı olurdu.Gittiğim yerleri düşününce,sanki dilinden hiç anlamadığım sanat eserlerinin önünden hızla geçerek ilerlemişim gibi hissediyorum.

      3
    • Kemik kadın (@kemikkadin)

      @nerares İçindeki sözlerin çoğunu not almıştım ama ordan okumak görüntülerden mahrum bırakıyor.

      2
    • Norman Bates (@nerares)

      @kemikkadin Hak veriyorum sana. Bazı görüntüler tablolaştırılıp duvara asmalık.

      2
  2. Kemik kadın (@kemikkadin)

    – Öğrencilere gelince; bir kısmı devrimci arınma adına dağlarda birbirini katletti. Diğerleri de düşmanını tanıyabilmek için kapitalizmi öyle iyi çalıştı ki, şimdi en iyi yöneticileri olarak içinde yer alıyorlar.

    3
  3. İnci (@inci-ozturk)

    Blogun güzelliği, yorumların güzelliği.. Her tür belgeseli çok seven beni davet ediyor.. Teşekkürler.. @kemikkadin

    2
    • Kemik kadın (@kemikkadin)

      @inci-ozturk o kadar içerikli ki, herkesi yakalayacak bir noktası vardır..

      1