Sanat hayat demektir.

THE PIANIST!
Yegane film.
İlk izlediğimde henüz 1.sınıfa giden ; savaşları eğlenceli sanan,silahlara ilgili,sanatla çok haşır neşir olmayan,militarist duygularla yetişen bir çocuktum.
Bu gün aradan 15 yıl geçmiş,ben büyümüşüm,savaşların eğlenceli olmadığını,silahlardan tiksenen,sanatla haşır neşir neredeyse amcaoğluymuş gibi takılan bir adam oldum.
Pianist ; bizlere aslında çok fazla mesaj vermekle birlikte tarihe ışık tutan bir belge niteliğide taşımakta.Film boyunca ”Nazi” İmparatorluğunun ; aslında  Roma İmparatorluğu örnek alınarak tasarlanmış bir proje olduğunu rahatlıkla anlamamızı sağlayan kesitler bulunmakta.Bununla birlikte bu filmde dönemin Polonya’sının ne şartlar altında yaşadığına da şahit olmaktayız.
The Pianist öyle bir film ki ; bir çok duyguyu size aynı anda yaşatmayı çok çok iyi başarıyor.
Kahramanımız o güzel pianosuyla bizlere resital sunduğu kesitte sanatın verdiği o rahatlıkla büyüleniyor,tüylerimiz diken diken oluyor.Yahudi mahallelerine yapılan saldırılarda ise çok rahat bir şekilde büyük bir hüzne battığımızı rahatlıkla görebiliyoruz.
Özellikle Klasik Müzik severler,Chopin hastaları filmi izlerken hem çok sevinecek,hem çok üzülecek…
Öyle ki son sahneyi kapatmayacak müzik susana kadar şaşırmış bir şekilde ekrana bakmaya devam edeceksiniz.
Kendi fikrime göre artık Kült hale gelmiş bu yegane film ölmeden önce izlemeniz gereken mutlak filmler arasında yerini sanırım sonsuza kadar koruyacak.

İşte O Film

  • The Pianist

    The Pianist

    Polonyalı Yahudi bir müzisyenin, II. Dünya Savaşı sırasında Varşova yıkılırken verdiği hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor. Detaylar

Yazar

Yavuz Erbay Kürkaya (@yavuz-erbay-kurkaya)

20'li yaşlarını müzik yaparak,film izleyip kafa yorarak,motosiklet sürerek mutlu bir rolde yaşamaya çalışan birisidir.

YORUMLAR