Paket 1: Beş Gün -Habeş Maymunu ve Çakal Vurmak Beleş

•Yönetmenimiz insanı daha kapının eşiğinde kendi doğasından kaçarken, kolundan tutup yakalamayı iyi bilen biri. Yine, filmin can alıcı sahnelerinde salondan çıkanlar ve salonda iştahla izlemeye devam edenler arasındaki yaşamsal önemdeki farklılığı hissetmenizi sağlayacak. Bir yandan sahneyi çözümlerken diğer yandan salondan çıkanların kafasından geçenleri düşünmek ve varsayımsal örnek olaylarla salonda koltuğa yapışan sizi ve üfleyip püfleyerek gitmeyi tercih eden ‘onu’ karşılaştırıp ‘hangimiz hayatta daha uzun kalmayı başarabilir ki?’ sorusunu sormak pek de tesadüf olmayacak. Bayanlar baylar, kadınlar adamlar işte karşınızda iç çatışmaların tokadı filmlerin yönetmeni Ulrich Seidl ve onun son tokadı ‘Safari’ https://www.youtube.com/watch?v=mlATpYExKwM                                                          
•Filmde, birçoğumuzun aklına gelmeyecek (ya da benim öyle sandığım) bir hobi olan avlanmanın, av üzerine kurulu bir tatil anlayışının ve öldürme duygusuyla tatmin edilen ilkel benliğin farklı kişilerdeki tezahürüne tanıklık ediyoruz.
•Namibia’daki Leopard Lodge (http://www.leopardlodge.com/hunting.php) adlı av tesisinde yaşananları izlediğimiz bu belgesel filmde, siyah ve beyaz insanın oradaki durumunu, tesisi işleten kişinin ve ben bilmem beyim bilir modundaki eşinin insan yaşamına ve dünyaya ilişkin görüşlerini net bir biçimde anlayabileceğiz. Üç ayrı yaş kategorisinden ‘beyaz’ insanın avlanmaya ilişkin deneyimlerini ayrıca aynı yaşlardaki ‘siyah’ insanların hayatta kalma mücadelesini çarpıcı görüntülerle sunan filmde kendimizi kağıda döküp silip silip yeniden yazacağız. Avcılarımızın avlanacak hayvanlara ve kullandıkları silahlara ilişkin bilgileri ve vurulan hayvanların dönüşümleri, tüm bunların maliyeti, gerekliliği, yaşamsal döngüye nasıl hizmet ettiği gibi çok çeşitli sorularla çıkacağız filmden.
•‘ Weidmannsheil!’ yani bir nevi ‘hayırlı avlar!’, ‘fakat iyi avladık!’ nevinden coşkulu sözlerle bezeli dakikaların hayvan boyutu büyüdükçe yoğun yaşandığını ve ebatın avcı tatminindeki yerini de izleyiciye kabak gibi sunacak Bay Seidl!
•Afrika’ya gitmiş efendi gibi turistik ziyaretini yapmış, ‘mama afrika şu gün batımına kurban olsunlar, ırkçılığınız batsın kıskanç beyazlar, deniz ürünleri de pek ucuz, oy benim canım fil seni yerim (mıncıklamak babında) beni buranın yağmurlarında yıkasınlar‘ psikolojisiyle dönmüş biri olarak o salondan çıkmamış olmanın yaşam süremi artırıp artırmayacağı tartışılır ama sinematografik açıdan da besleyici bu filmi izlediğim ve Seidl tokadı yiyip bu seneyi de kurtardığım için mutluyum. Ahir ömrümde ben bu güzide hayvanların otopsi gibi iç organlarını nerede göreceğim gibi bir kaygınız varsa ve doğanızla yüzleşmeye hazırsanız buyurun dostlar buyurun çelişkiler sofrasına, tereyağ gibi yumuşak etler!

İşte O Film

  • Safari

    Safari

    Avusturya toplumunun en karanlık noktalarını günışığına çıkaran sıra dışı sinemacı Ulrich Seidl’ın önce Venedik, ardından da Toronto film festivallerinde gösterilen son filmi Safari, yine rahatsız edici, yine kışkırtıcı ve şaşırtıcı. 2015’te In the Basement / Bodrumda filmini festivalde izlediğimiz Seidl bu kez de Afrika’ya av amacıyla giden Avrupalı turistleri, Afrikalı yerli çalışanları ve av sürecini tüm vahşeti ve açıklığıyla izliyor. İmpalaların, zebraların, geyiklerin doğal ortamlarında öldürüldüğü Safari bir yanıyla av turizmi gibi tartışmalı bir konuyu ele alırken, Seidl’ın hep yaptığı gibi insan doğasının zihni zorlayan yönlerini da kurcalıyor. Detaylar

Yazar

LeaveMEalone (@leavemealone)

YORUMLAR