Taçsız (Ayakkabısız) Kral PELE

Bende bir futbol sever olarak bugüne kadar futbol ile ilgili bir film yazmamış isem bu futbol sever arkadaşları unuttuğum anlamına gelmesin bu yazımı sizlere ayırıyorum.Bu tür bir yazı yazmayı geciktirmemin nedeni belki de uzun süredir sporda bir başarı hikayesini anlatan biyografi izlemememdir. Bu filmi izleyince kesin yazarak sizlere paylaşmalıyım dedim.Lafı fazla uzatmayayım filme geçeyim en iyisi.

1958 İsveç Dünya Kupasından sekiz yıl geriye, 1950 Brezilya sokaklarına götüreyim sizleri.Dünyada gelmiş geçmiş en büyük iki futbolcudan biri olan Pele, arkadaşlarıyla komşuların çamaşır iplerinden çorap, tişört alırlar kendilerine top yapıp köylerinin sokaklarında koşturlar.Okuldan sonra ayakkabı boyacılığı yapan Pele akşam eve geldiğinde annesinin, onun yine futbol peşinde koşturduğunu öğrenince azarını işitir.Akşam ise Brezilya Milli Takımının Brezilyada düzenlenen Dünya Kupasında Uruguay ile Final maçı vardır.Kahvehaneye alınmayan çocuklar maçı kahvehanenin çatısından dinlerler.Maçın sonunda Dünya Kupasına Uruguay uzanır ve Pele’nin, eski bir futbolcu olan babası gözyaşlarını tutamaz.Bu durumu gören Pele babasına o Dünya Kupasını getireceğim diye söz verir.Pele’nin ismi aslında çok uzundur ama ailesi ve arkadaşları ona Dico diye seslenir, Pele ismi nerden geldi derseniz.Pele’nin ailesinin durumu maddi olarak kötüdür.Babasıda eski bir futbolcu demiştim bir maçta ayağından sakatlanır ve sakat kalır bu yüzden futbola veda eder bir hastanede hademelik yapar.Annesine gelirsek o da zenginlerin evine temizliğe gider.Birgün Dico’da annesiyle birlikte temizliğe gider.Zengin ailenin çocuğu Dico’nun, Santos’un kalecisi Peli’ye Pele demesinden sonra o zengin çocuğu Dico’ya Pele lakabını takar.

Pele’nin çıplak ayakla sokakta bir gol atmasından sonra yıldız olduğu hikayesini duymuşsunuzdur aslında o hikaye tam öyle değildir.Santos’un Dico’nun köyünde seçmeleri vardır. Dico ve arkadaşları da seçmeye katılmak isterler ama ayaklarına giyecekleri ayakkabıları dahi yoktur, bunun üzerine  dört çuval fıstık çalıp satarlar ve eski ayakkabı ve çorap alırlar.Ertesi gün bu ayakkabılarla kendisine Pele lakabını takan çocuğun takımı ”Krallar” takımıyla maça çıkarlar ve Dico’nun takımı 6-0 yenik duruma düşer.Dico’nun aklına babasının, ayakkabının olmamasından utanmamalısın ve kendin olmalısın sözünü hatırlayarak ayakkabılarını çıkartır. Dico o maçta 5 gol atarak durumu 6-5’e getirir kazanamazlar ama Santos’un menejerinin gözüne girer.Maçın bitiminde Dicoları kötü bir sürpriz bekler.Fıstıkların sahipleri çocukları bulmuşlardır.Şiddetli yağmurda fıstık sahiplerinden kaçarak bir mağaraya sığınan Dico ve arkadaşı heyelanın altında kalırlar Dico kurtulur ve arkadaşı yaşamını kaybeder.Bu durumdan kendini suçlayan Dico futboldan uzak durur ve okul çıkışında babasının işinde yardımcı olur.İlk başta babası gibi sakat kalmasından korkan Pele’nin annesi onun için futboldan uzak durmasını istiyordu.Bir gün annesi, Dico ile babasının hastanenin önünde mangolardan top yaparak oynarken Dico’nun gözleri içinde mutluluğu görür ve oğlunun mutluluğu için Santos’un menejeri ile irtibata geçer. Pele’nin futbola adım atmasını sağlar.Arkadaşını kaybettiğinde dokuz yaşında olan Pele babasının yanında altı yıl çalıştıktan sonra yeniden on beş yaşında futbola başlar.Hikaye burada bitiyor mu yok aslında burada başlıyor anlatayım desem sayfalar yetmeyecek en iyisi siz bu filmi izleyin, ben çok beğendim.

Filmin teknik bilgilerine geçeyim. Pele’yi canlandıran Kevin De Paula’nın bu oyunculuk hayatında ilk filmiymiş ama gayet başarılı buldum.Diğer oyuncularında önceden tanınmış oldukları bir filmleri yok desem yeridir.Senaristler ve yönetmenlerde aynı kişilerdir onlarında önceden ortaya koydukları başarılı yapımları yok ama bu film gayet başarılı olmuş ellerine sağlık.

Arkadaşlar okuduğum kitaplardan olsun izlediğim filmlerden olsun hepsinde kendime bir ders çıkarmaya çalışırım boşa zaman geçirmek için okuyup, izlemem birçoğunuzda benim gibidir.Bu filmde çıkaracağımız ders çocuklarımıza veya kardeşlerimize baskı kurmamaktır.İlgilendikleri meslekleri küçümsemeyelim yetenekliseler futbolcu, şarkıcı, balerin, atlet vs. sadece yeteklerine göre de değil.O yaptıkları işte yetenekli de olmayabilirler mutlu iseler yeterlidir bence fani dünya bir daha gelmeyeceğiz bu dünyaya. Pele’nin annesi ilk başta olduğu gibi okumasında ısrar edip futboldan uzak tutsaydı şimdi futbol dünyası Pele ile tanışmamış olacaktı.Siz siz olun milletin mesleğine karışmayın herkes kendi mutluluğunu seçsin.

Film Notum 8,5/10.Haftaya görüşmek üzere sağlıcakla kalınız.

İşte O Film

  • Pele: Bir Efsanenin Doğuşu

    Pele: Bir Efsanenin Doğuşu

    Sao Paulo'nun kenar mahallelerinde yetişen Pele'nin 17 yaşındayken Brezilya milli takımını Dünya Kupasında zafere götürüşünün hikayesi. Detaylar

Yazar

Mehmet KARAASLAN (@karaaslansk)

Filmler hayatımızda ki boşlukları dolduran küçük kahramanlarımızdır. Diğer sosyal medya hesaplarımda da filmlerimi paylaşıyorum.

YORUMLAR