Zıt kutupların adamı

         İskoç bisikletçi Graeme Obree‘nin gerçek yaşamını anlatan 2006 yapımı The Flying Scotsman , her bisiklet tutkununun keyifle izleyebileceği çok özel bir film. Kendine has sürüş teknikleri ve kendi üretimi bisikletiyle hayranlık uyandıran bir karakterin gerçek olduğunu bilerek izlemek çok daha mutluluk verici.

        Dünya Bisiklet Federasyonu’nun, çamaşır makineleri parçalarıyla ucuza mal edilmiş bu bisiklet ve ilginç sürüş teknikleriyle baş etmek için her seferinde yeni kurallar icad ederek Obree’yi oyun dışına atmaya çalışması da, kapitalist düzenin bu keyifli spordan bile nasıl maddi beklentiler içinde olduğunu gözler önüne seriyor.

       Bu hikayede beni en çok etkileyense, ünlü bisikletçinin -en sonunda tek başına yenemeyeceğini anladığı ana kadar ki ruhsal iniş çıkışlarının sebebi olan manik depresifliğiydi.

       Hepimiz ruhumuzda o 2 zıt kutbu barındırıyoruz, iç döngümüz ve hormonlarımız bunu gece ve gündüz farkıyla dengelemeye çalışıyor, geceleri depresif olmamızın, gün ışığıyla iyi hissetmeye başlayıp hayata yeniden girebilecek motivasyonda öforik hale gelebilişimizin nedeni hormonlarımız. Bazen bu döngü daha tutarsız ve daha sert çıkışlarla sarsılabiliyor, mutlu olmamızın beklendiği bir zafer anında çökkün ve ağlarken bulunabiliyoruz. Nörologlar bunlara kimyevi çözümler bulmaya ve sunmaya devam etse de, aslında her şifrenin bilinçaltımızdaki çocukluk sebeplerinde gizlendiğini de biliyorlar.

        Manik depresiflik bir hastalık teşhisi mi, yoksa çocukluktaki yaralanışların sadece ağırlaşmış bir bulgusu mu? Sebebe yönelmeden sonucu aşmak mümkün mü? Obree’nin çocukken bisiklete ilk biniş sebebi, her bisiklete bindiğinde onu kovalamaya devam ediyor… Asıl hissettiği şeyin sürmek değil kaçmak olduğunu görmezden gelmek, onu ölüme kadar götürebilecekken..

Keşke insanlara yol gösterme şansı olan kitaplar kadar, psikoloji ve -aslolan psikanalizle ilgili de daha bilimsel filmler çekilse..

Aklımda hep yer edecek Obree tekniği : ”Mesane en iyi çalar saattir.” :)

 

Dip not : İngiliz olmadığını bastıra bastıra söyleyen bir adamın filmini, türkçeye Uçan İngiliz diye çevirmiş olmaları da ülkemizin kara mizahı..

Yazar

Arzu (@arzu)

Güzel film, sinemanın peşinde koşmayanlardan kendini gizler. (Tarkovski)

YORUMLAR

  1. Ali Öz (@ali-oz)

    Harika…

  2. Mehmet KARAASLAN (@karaaslansk)

    Zaten filmlerin orjinalleriyle bizde ki adları birbirini hiç tutmuyor.Bu filmlere bu isimleri kim buluyor acaba.

    3
    • Arzu (@arzu)

      @karaaslansk izlemeyenler :)

      2
    • Hazal (@hazal)

      @karaaslansk göbeğini kaşıyan adamlar :D

      2
    • Mehmet KARAASLAN (@karaaslansk)

      @hazal göbeğini kaşıyan adamlar derken :)

      1
    • Hazal (@hazal)

      @karaaslansk boş boş kazananlar…nasıl kazandıklarını bilmediğimiz, nasıl yetkin seçildiklerini bilmediğimiz, boş boş kimseler :)

      3
  3. Mehmet KARAASLAN (@karaaslansk)

    Kesin @arzu

    1
  4. İnci (@inci-ozturk)

    Harika bir blog olmuş. Çok keyifle okudum. Filmi mutlaka izleyeceğim en kısa zamanda. :) @arzu

    1
    • Arzu (@arzu)

      @inci-ozturk gerçek öyküler-farklı kişilikler iz bırakıcı oluyor, sen de seversin diye düşünüyorum.

      1