Üzerine uzun tartışmalar yapılabilecek seyirlikler- 1

Bu filmleri seyrederken, daha ilk dakikalarında hızla kapılacağınız bir his vardır ; bir parmağınızın ‘durdur’ tuşunda olması gerektiği… çünkü okurken durup soluklanılması gereken kitaplar gibi hızlı fikir akışları yaşatırlar, yakalayamazsanız kaçar, üstüne düşünmezseniz sığ kalır, anlayamadıkça sinir bozucu bir hal alırlar.

1-) Zizek! (2005 yapımı belgesel)  (yönetmen: Astra Taylor)

bu belgeseli, eksik kalacak cümlelerime kısıtlayıp yorumlamak yerine, içinde geçenlerden bir kısmını ortaya atıp kaçacağım.

…………

Sevgi fenalıktır. Benim için sevgi aşırı dercede şiddet içeren bir eylem. Sevgi ”Hepinizi seviyorum” demek değil. Sevgi, bir şeyi seçiyorum anlamına geliyor… ki burada yine o dengesizlik yapısı var. Bu şey küçük bir ayrıntıdan kırılgan bir bireyden ibaret dahi olsa, diyorum ki ”Seni herşeyden çok seviyorum”. Sevgi kötülüktür.

………..

Feshedilmiş demokratik Alman Cumhuriyeti’nde anlatılan eski bir fıkra:

– Bir Alman işçisi Sibirya’da iş bulur. Mektupların sansürcüler tarafından okunacağını bildiğinden arkadaşlarına şöyle yazar : ”Aramızda gizli bir haberleşme sistemi belirleyelim. Benden aldığınız mektup sıradan mavi mürekkeple yazılmışsa doğrudur, kırmızı mürekkeple yazılmışsa yanlıştır.

Bir ay sonra arkadaşları ilk mektubu alırlar:

(baştan sona mavi mürekkeple yazılmış) Burada herşey harika. Dükkanlar mal dolu. Yiyecek bol. Apartman daireleri geniş ve güzel ısınıyor. Sinemalar batının filmlerini gösteriyor. Sokaklar işveli kızlarla dolu. Burada tek bulunmayan şey kırmızı mürekkep.

İstenilen tüm özgürlüklere sahip olunduğu fikrinden yola çıkılıyor. Ama sonra tek eksiğin kırmızı mürekkep olduğu ekleniyor. Kendimizi özgür hissediyoruz çünkü ‘özgür olmayışımız’ı ifade edecek o dilden yoksunuz.

”Gerçeğin Çölüne Hoşgeldiniz.”

Yazar

Arzu (@arzu)

Güzel film, sinemanın peşinde koşmayanlardan kendini gizler. (Tarkovski)

YORUMLAR

  1. Ali Öz (@ali-oz)

    Hoşbulduk…