Filmlere ruhunu üfleyen adam

              Film müzikleri yapmak büyü yapmak gibidir ve sinema adına dokunulmaz bir çeşit kutsallık da taşır. Çünkü oyuncuların-diyalogların ve görüntülerin tamamlanamadan kaldığı bir noktada, istenen duygularınızı harekete geçirir, onu kulağınızdan başlayarak tüm hücrelerinize yayarlar. Hatta, bu her ne kadar senaryonun besteciye hissettirdikleriyle ilintili de olsa, aslında yönetmenden ve senaristten de bağımsız bir başarıdır artık, müzisyenin ruhundan üflenendir.

Gerçek bir film tamamlandığında, bu sanatsal bir sürecin ürünüdür. Senarist, görüntü yönetmeni, oyuncular ve müzik eşliğinde, ortaya çok sesli ve derin duygular çıkarılmış olur. O müziği oradan çıkarıp, yerine bir başkasını koymak artık imkansızdır. Görüntülerle diyalogları birbirine ağ gibi harmanlayan, filmlere ruhunu veren yegane şey müzikleridir. Sinemayı piyes olmaktan çıkarıp, sahnelere bütünlük kazandıranlardır.

Film müzikleri, son on yılda bağımsız bir dinleme olarak da popüler hale geldiler. Eskiden sahiplerini tanımak için çok çabamız olmazken, artık soundtrack albümleri hatırı sayılır yoğunlukta müzik raflarını kaplıyor. 

Henüz 48 yaşındayken bu ay kaybettiğimiz, Altın Küre Ödüllü, İzlandalı besteci Johann Johannsson, beni andan koparıp filmlerinin içinde sürükleyebilen yegane müzisyenlerdendi. Klasik müziği elektronik müzikle birleştirip, bambaşka ve inanılmaz bir formda sunan sanatçının vizyon ve yaratımları, kendisinden sonrakilere de ilham vermeye devam edecektir.

O dünyanın en iyi bestecilerinden biriydi. 

 

(Müziğini yaptığı bazı filmler : Arrival, Scario, The Theory of Everything, Prisoners, The Miners’ Hymns, Fox Catcher…)

           

Yazar

Arzu (@arzu)

Güzel film, sinemanın peşinde koşmayanlardan kendini gizler. (Tarkovski)

YORUMLAR

  1. Mehmet KARAASLAN (@karaaslansk)

    Yine döktürmüşsün eline sağlık @arzu

    1
    • Arzu (@arzu)

      @karaaslansk yaptığı müziklerden yola çıkarak çok özel bir ruh olduğunu düşünürdüm, üzgünüm.

      1