Uyanıkken duymak istemediği şeyleri, rüyalarında söylemek

Profesör  Borg:  İnsanlarla olan ilişkimiz, temelde en yakınlarımızın karakter ve davranışlarını tartışıp değerlendirmekten ibarettir. Bu durum benim sosyal hayat denen şeyle arama gönüllü bir mesafe koymama yol açtı.

 

         Siyah beyaz, arşivlik bir Ingmar Bergman filmi olan Yaban Çilekleri ( Smultronstallet), 1957 yılı İsveç yapımı. The Seventh Seal filminde de, Bergman’ın yaban çileklerine bir göndermesi olduğunu düşününce, bu filmi izlemem geç de olsa kaçınılmazdı benim için.  

İsveç dilinde yaban çilekleri; mutluluğu ve huzuru anlatmak için kullanılan bir deyimmiş. Bize iyi hissettiren gizli alanımız gibi, gizli cennetimiz -sığınağımız gibi olan şeyler hakkında konuşurken, onları betimlerken kullanılırmış. Onların verdiği his; tıpkı ormanda yürürken, aniden karşımıza çıkan yaban çilekleri gibiymiş. Hayatın yaban çilekleri alanı… Kötü hissettiğimizde mutlu olmak için hayaline daldığımız, sığındığımız eski bir anı gibi.

Senaryo, basit diliyle hiç yormadan akıp gidiyor. 90 dakikaya sığdırılmış olan bu film, kahramanın hepi topu 1 günlük hikayesiyle, seyircisine ömürlük bir hesaplaşmayı sunuyor. Bu hesaplaşmanın temeli, rüyalarla ateşleniyor; Profesör doktor Borg’un uyanıkken kendisine asla itiraf edemeyeceği gerçekleri, rüyalarında kendisine söylemesi şeklinde… Ve görüyoruz ki aslında o çilek tarlalarında da çileklerin tükendiği anlar olmuş, görmezden gelinmiş, yok sayılmış, anılarda çok şey canımızı yakmayacak şekliyle yeniden yapılandırılmış, çarpıtılmış…

İnkarla geçen bu ömür, bize de çok şey anlatıyor aslında. ”Hiç bir anıyı kutsamayın” denebilir bunun için… aslolan sizsiniz ve önlerini kesmemeniz gereken gerçekleriniz… Ancak bu şekilde döngü kırılabilir ve sayıkladığımız noktalardan ilerleyebiliriz.

Tüm bunları bize, sayıkladığı noktada bir ömrü bitirmiş olan doktor Borg anlatıyor.

Ve bu anlatım tarzıyla zaten çok etkileyici bir dil yakalamış olan Bergman, yıllar boyunca bir çok yönetmene de ilham vermiş.

( ve bir çok ödüle de hak kazanmış ; 1958 Altın Ayı, 1958 Venedik Pasinetti Ödülü, 1960 Altın Küre En İyi Yabancı Dilde Film… )

 

Yazar

Arzu (@arzu)

Güzel film, sinemanın peşinde koşmayanlardan kendini gizler. (Tarkovski)

YORUMLAR

  1. Arzu (@arzu)

    Herşey kötü giderken, uyku öncesi bir duş sonrası, ıslak başınızı sabun kokan yastığınıza koyduğunuzda herşeyi iyileştiren güzel anılara dalmak, güzel günlerin olanaklılığını hatırlamak… Nefes aldıran, ‘yaban çilekten anılarınız’ bol olsun !

    2