Masaldaki gerçeklik arayışı

                 ” Taşıdığınız yük ne kadar katlanılmaz olursa olsun, ruh eşinizi bulduysanız vız gelir.”

Tilki Perisi Liza, 2015 yapımı bir Macar filmi. Festivallerde haklı şekilde yer edinmiş bir bağımsız sinema ürünü. Yönetmen Karoly Ujj Meszaros’un ilk uzun metraj filmi olmasına rağmen çok başarılı. Reklam kökenli bir yönetmen olduğu için belki de; ortaya rengarenk – çok cezbedici ve eğlenceli sahneleriyle, özel bir iş çıkmış.

Eğer Amelie’yi ve yine bir Macar filmi olan Bibliothèque Pascal‘ı sevdiyseniz, bu filmi sevme ihtimaliniz de yüksektir. Kara mizahla zeminlendirilmiş, masalsı, müzikalimsi, fantastik ve çok masum bir seri cinayetler filmi. Uluslarası gösterimi, Portekiz’de Uluslararası Korku Filmleri Festivali’nde gerçekleştirilmiş. Ve oradan Grand Prix ödülüyle ayrılmış.                                                        

Aslında filmin türü bir diğer yandan da garip bir şekilde romantik komedi :)

Tilki Perisi Liza‘nın müzikleri çok keyifli, Japon müziğini bu kadar sevebileceğimi ve hatta eşlik edip dans etmek isteyeceğimi düşünemezdim.

Masalsı bir dille anlatılan bu seri ölümler; aranan ama, bulunduğu sanılan kişide aslında var olmayan şeylerin kişilerin ölümüyle sembolize edilmesi.

Filmin kökeni, benzer bir hikayeye sahip olan bir Macar tiyatro oyunuymuş.

”Ülkemin şu an içinde yaşadığı gergin durum nedeniyle bir Macar olarak bir mutlu son filmi yapmak istedim. Dahası senaryo yazımı sürecinde ortak yazarım Balint Hegedus ve ben beyin fırtınası seansları yaptık, izleyiciyi şaşırtmak için…Belirli bir sahne tonu belirleyip sonra bu tonu beklenmedik bir şekilde tamamen farklı biriyle baltalamak… Aynı zamanda, David Lynch ya da Luis Bunuel gibi film yapımcıları benim çalışmamda gerçek ilham kaynağıdır, bu yüzden filmimde gerçeküstü bir ruh hali istemiştim.”

Yönetmene, filmini neden ölüm üzerine kurguladığı sorulunca verdiği yanıt şu olmuş:                                                                                                                                            

”Bence ölüm modern batı toplumlarında bir tabudur. Herşey ‘şimdi’ hakkında ve ölüm hakkında düşünmekle ilgili değil. Yaşlıları hastanelere koyuyoruz, böylece bu fikir artık hayatımızın bir parçası olmaktan çıkıyor. Ancak ölümü kabul etmedikçe gerçekten mutlu olabileceğimizi düşünmüyorum. Ama bir çok insan için bu fikri kabul etmek çok zor olurdu, bu yüzden komedi kullanmaya çalışıyorum. Seyirciler tarafından çok daha kolay kabul edilecek.”

Bir Macar filmi olmasına karşın, senaryosu yönetmenin çektiği reklam filmleriyle yakından tanıma fırsatı yakaladığı Japon kültüründen zemin almış. 

Senaryonun, insanı hayatın illüzyonlarından çekip çıkarabilen bir gerçekçiliği var, bunu da en güzel yolla, kara mizahla yapıyor.

Sevginin gücüne ikna olabilmemiz için bir kanıta ihtiyacımız yok aslında; insanın yaşamak için tek gerçekçi sebebi sevgiyken, ölmek için de tek anlamlı sebebinin sevgi olması gerçek sevginin gücünü ortaya koyuyor. Sevgi zorlamayla değil, arayışla hiç değil, doğal bir akışla hayatımızdaki yerini buluyor.

– Aşk için ille de ölmek gerekmiyor ama yani yarını öldürmek gerektiği kesin! (Cem Mumcu)

Yumuşacık bir filmle kendimizi iyi hissetme zamanı! Alın mısırınızı, kapatın dış dünyayı, bırakın iyileşelim.

 

 

Yazar

Arzu (@arzu)

Güzel film, sinemanın peşinde koşmayanlardan kendini gizler. (Tarkovski)

YORUMLAR