Arzunun kanatları

İlk sahnesinden son sahnesine kadar güçlü duygular  dile getiriliyor olsa da, hayatın asıl renginin ‘aşk ve aşkla yaşanan arzular’ olduğunu bize beklenmedik anda renklenerek sunan bir siyahbeyaz film ; Arzunun Kanatları (Wings of Desire)

1987 Wim Wenders yapımı olan filmin orjinal adı Der Himmel Über Berlin (Berlin üzerindeki gökyüzü). Aynı yılın Cannes film festivalinde en iyi yönetmen ödülünün sahibi. 

İnsanların iç seslerini dinleyen ve onlara müdahale etmeden, sadece hayatlarına seyirci olarak eşlik edebilen onlarca melekle birlikte, bizi Berlin sokaklarında gezdiren sahneler, Wim Wenders’ı gözümde normların çok dışında bir yere taşımıştır. Özellikle de 2 meleğin bir arabada otururken, ceplerinden çıkardıkları günlük notları birbirlerine okudukları sahne çok etkileyicidir. İnsanların sıradan davranışlarına, bir dış gözün özeniyle basitçe yüklenen anlamlar :

”bugün biri yağmur yağarken şemsiyesini kapadı ve ıslandı.”

İç seslerimiz ve sergilediğimiz hayatlarımız ne kadar örtüşüyordur? Aslında içimizde susmak bilmeyen bu ikinci ses mi gerçekteki bizleriz? İç sesimizle yaşasak daha mı özgür olurduk? uyumsuz mu olurduk?

Ve aşk duyulan kadının yalnızlığı tarif ediş sahnesiyle bambaşka bir son…

Filmde neler var ; komser Colombo, harika akrobasi sahneleriyle bir sirk, Nick Cave-Bad Seeds, Zülfü Livaneli- Karlı Kayın Ormanı, vurucu iç sesler, insan olmayı seçen melekler, ölümlü olmaya dair başka türlü bir istek…

Meg Ryan ve Nicolas Cage’in City of Angels filmini hafızalarınızdan çıkarıp, orjinal senaryoya sadık kalınarak çekilmiş Wings of desire’ı mutlaka deneyimlemelisiniz. Kendisine özgü senaryosu, film peşinde koşanlara çok başka şeyler sunabilecek güçte.

……

– Bu akşamdan korkuyorum. Korku beni hasta eder. Çünkü her zaman sadece bir tarafım korkar ve diğer tarafım da buna inanmaz. Yaşamımı nasıl sürdüreceğim? Belki de asıl sorun bu değildir. Nasıl düşüneceğim? O kadar az şey biliyorum ki. Belki de sadece çok meraklı olduğumdandır. Bazen çok yanlış düşünüyorum. Çünkü o sırada kendimi başka biriyle konuşurken düşünüyorum. Zaten kapalı olan gözleri tekrar kapamalı. O zaman taşlar da yaşar. 

……….

Her şeyi bilmek yerine, tahmin etmek zorunda kalmak. “Ah” ve “Yo” diyebilmek. Evet ve amin yerine.

……………..

Her şey gerçek olamayacak kadar güzelleştiğinde bitiveriyor.

………………………

-kendine aynada bakmak, sanki kendini düşünürken seyretmek gibi.

………………………………

-Berlin’de kaybolmak imkansızdır, çünkü her zaman duvarı bulursun.

…………………………………….

şu sorulara sıra gelmişti;

Neden ben benim de sen değilim?

Neden buradayım da orada değilim?

Zaman ne zaman başladı?

Ve mekan nerede bitiyor?

Güneşin altındaki yaşam sadece bir rüya mı?

Gördüklerim, duyduklarım, kokladıklarım,

sadece dünyadan önceki dünyanın bir görüntüsü mü?

Gerçekten kötülük var mı?

Gerçekten kötü insanlar var mı?

Nasıl olur da ben olan ben, ben olmadan önce var değildim?

Ve nasıl olur da ben olan ben bir zaman sonra ben olmayacağım.

Yazar

Arzu (@arzu)

Güzel film, sinemanın peşinde koşmayanlardan kendini gizler. (Tarkovski)

YORUMLAR

  1. solsoledo (@solsoledo)

    Yazı önce mail adresime düştü. Başlığa baktım Arzu’nun Kanatları yazara baktım Arzu :) Filmlerle ilgili genel bir şey herhalde dedim, sonra baktım gerçekten Arzu’nun Kanatları’ymış :) eline sağlık.

    3
    • Arzu (@arzu)

      @solsoledo :)) normalde film isimlerini başlık yapmıyordum ama algıda seçicilik yaptı bu kez. Orjinal adı bu olmasa da insanda bi ruhsal kanatlanma yaratıyor, ve filmin renklendiği sahneyle ‘arzu’ tam uyuşuyor.

      3
  2. metover (@metover)

    Wings Of Desire, sanırım Arzu olarak uygun bulmuşlar. Mesela Marlon Brando’nun başrollerini Vivien Leigh’le paylaştığı “A Streetcar Named Desire” İhtiras Tramvayı” olarak çevrilmiş, bizimkiler içeriğe bakarak, esinlenerek çeviri yapıyorlar herhalde.

    2
    • Arzu (@arzu)

      @metover orjinal isme sadık kalmak gerek aslında, filmin gerçek adı wings of desire bile değil.

      1
    • metover (@metover)

      @arzu Galiba haklısın, ama İngiliz ve Almanlar arasında hem dil, hem de kültürel benzerlikler fazla, belki almanca ismi daha az melodik bulmuşlardır. belki afiş görselinden belki de yakın tarihte arzu ve kanatlardan bahseden çok fazla,

      1
    • metover (@metover)

      @arzu şarkı eser adı türemesinden. Burada ki karakter sayısı yüzünden, hiç doymayan, daha fazla aç hisseden arzulu, tutkulu insanlara mı dönüyoruz ne?

      1
    • Arzu (@arzu)

      @metover tutku iyi birşey bence, zarar verici olmadığı sürece iç potansiyelleri devreye sokar. bilim tutkusu, müzik tutkusu… yaratıcılığı, üretkenliği arttırır.

      1
    • metover (@metover)

      @arzu Bir an, “Eyvah!” devamı da gelecek mi acaba diye endişe duymaya başladım :-) Şükürler olsun klişeye düşmedik

  3. Guner (@gunerak)

    Hepimiz, sadece bir beynin sesini duyabilen melekler degil miyiz aslinda?

    1
    • Arzu (@arzu)

      @gunerak beynimizi duyabiliyor muyuz gerçekten? sanki insan en çok kendisine yabancı.

    • Guner (@gunerak)

      @arzu Gunesin altindaki yasam bir ruya ve sen de bu ruyayi goren ruhsun. Kendini ruyanin icinde bir organizma zannediyorsan kendine yabancisin.

      1
    • Arzu (@arzu)

      @gunerak kendime sorduğum soruların her zaman açıktan bir cevabı olmuyor, o yüzden yabancılık hissi oluşuyor. İnsan kendisine gizli kapaklı.

    • Guner (@gunerak)

      @arzu Peki tum felsefenin ve psikolojinin, hatta tum var olusun en onemli sorusunu cevapladin mi? “Ben kimim?” sorusunun cevabini biliyor musun?

      1
    • Guner (@gunerak)

      @arzu Dikkatli bakarsan Arzu dedigin kisinin fikirlerinin, hislerinin, vucudunun bir bulut gibi surekli degistigini farkedeceksin. 5 yil, 10 yil onceki Arzu nerde? Gercekten surekli degisen bir bulut musun, yoksa o bulutun icinde yuzdugu gokyuzu mu?

      1
    • Arzu (@arzu)

      @gunerak cevaplar o günlük, geçmişi bugünle yorumlamak hata geleceği planlamak da çok saçmalaşıyor. bazı kemikleşmiş davranışlarımız var, onlarında sebebini bulamamaktan dönüştüremiyoruz belki.

  4. Arzu (@arzu)

    herşeyin sürekli değiştiğini kabul etmek, anlamaya çalışarak zaman kaybetmekten kurtarıyor aslında. değişimle inatlaşmamak gerekiyor galiba, her olay yeni değişimlere gebe diye düşününce, kaybetmeler yaşanırken bile, hiçbir durum yenilgiden sayılmıyor.

    1