Kaderine Çomak Sokan SİBEL (Part II)

Ali toplum tarafından bir terörist olarak çağrılır. Ali ile Sibel yanyana olmaması gerekir. Ali’nin gizli planı Sibel’in muhtar olan babasından çalacağı sahte kimlikle özgürlüğüne yeniden kavuşmasıdır. Bunu Sibel’e söyleyince Sibel ilk kalp kırıklığıyla tanışır. Ali de Fuat gibi gidecektir ve kendi de Narin gibi delirecektir. O sırada evlenerek köyündeki statü zincirinin tepesine çıkacağını düşünen kardeşi Fatma tarafından yakalanırlar. Fatma’nın sözü Kuşköy’de ciddiye alınır ve Sibel’in herkesten gizlediği hikayesini paramparça eder. Önce bir posta köyün kadınları tarafından dövülen Sibel, tabir-i caizse şimdiye kadar erkek olarak tek tanıdığı ama elinden tüm erkeklik yetilerini farkında olmadan aldığı babasından yediği tokatla başkaldırıya davet edilir. Muhtarın sakat kızı teröriste yardım edince ortamlarda sözü geçerli diğer Fatma’nın evlilik oyunu bozulur. Sibel’in laneti önce kendi kardeşini vurur. Histerik bir şekilde gizli hikayesine tutunmaya çalışan Sibel aynı Narin gibi beklemeye başlar.

Baktı olmuyor. Ali’yi önünü zar zor görebildiği ormanda aramaya başlar. Ev dediğimiz bazen bildiğimiz yerler değil her seferinde yeniden öğrendiğimiz bir mekanlar bütünü de olabilir.

Ali’nin kayboluşu, köy halkının bu kayboluşu nifak tohumlarıyla beslemesi sonucu Sibel panik, korku ve cesaret ile 5 yaşından beri ilk defa sesini çıkarmaya çalışır. Filmin ve Sibel’in kaderini kırılma noktasına getiren bu sahne Sibel’in artık bekleyen ve idare etmeye çalıştığı beşeri kanunlarına başkaldırmasıyla son bulur. Evine gider. Göz yaşları içinde çaresiz kalan kızkardeşine sarılır ve onu başını eğmemesi gerektiğine ikna ederek köy meydanına tutup kolundan götürür. Sesi çıkanlara söyleyecek iki cümlesi vardır. Ali daha önce bulduğu kemiklerin kurda ait olmadığını söylemiştir. Öyleyse beride korkacak bir kurt yoktur. Namus kavramını ezbere yaşayan bir halk vardır ve bu halk kendi namusunu kendi kirletmiştir. Öyleyse burada namus da yoktur.

Islıklarıyla köy meydanını inletip, çaresiz kalan kardeşini olması gerektiği gibi okul minibüsüne bindirmesiyle ve gelinlik çağdaki kızlardan (uğursuz diye sibel’i yanına yaklaştırmayan) birinin ona gülümsemesiyle hikaye biter.

Çıkan notlar şöyle:

  • Özgürlük cesaret ister. Her zaman çitin diğer tarafına gitmenin bir yolu vardır. Belki kurdu bulamamıştır ama kendini bulmuştur.
  • Aklını aşktan yitiren Narin’in replikası olması muhtemelken saklanmayı değil ortaya çıkmayı tercih etmiştir ve kaderine çomak sokmuştur.
  • Kadına şiddet çoğu zaman erkekten değil bu filmde olduğu gibi kadından gelmektedir. Yazılı olmayan tüm örf ve adetleri kabul eden kadınlar diğer kadınlara şiddetin en sertini uygulamaktadır.
  • Yıllarca Fuat’ı bekleyen Narin, aslında her gün Sibel sayesinde Fuat’ın bu dünyada kalan son kalıntılarıyla buluşmuştur. Kemikler Fuat’ın kemikleridir ve bu bekleyişten arda kalan son şey bedenin aradan çıkmasıyla bir torbada toplanabilen kemiklerdir. Sibel her gün  farkında olmadan Fuat’ı Narin’e götürür.
  • Damla Sönmez, Sibel olmayı bedenden ve kemikten çok farklı yerlere götürmüştür. Bu film onun nirvanası olmuştur.
  • Çağla Zencirci ve Guillaume Giovanetti muazzam bir toplum masalı anlatmıştır.Bu masalı gerçek bir platoda(Kuşköy) gerçek halk ile resmetmişlerdir. Film için kendilerinin ustalık eseri diyebiliriz.

Yazar

Tuğçe Çotuk (@tugce-cotuk)

YORUMLAR

  1. İnci (@inci-ozturk)

    Bu filmi izlemeyi çok istiyordum ama yazıyı okumayı yarıda kesmek zorunda kaldım çünkü çok spoiler var.

    1