Çocuk Filmleri Üzerinden Japonya Sineması, Manga ve Anime Kültürü ve Anime Tanrısı Hayao Miyazaki’nin Ütopyaları Üzerine Yazılama – 2

Hayao Miyazaki

Hayao Miyazaki, Japonya’nın en ünlü manga, anime (Japonya’ya özgü canlandırma–animasyon sineması) sanatçısı ve yönetmenidir; ayrıca dünya çapında da büyük bir ünü vardır. Kendisi çok hoşlanmasa da, sıklıkla onun için “Japonya’nın Walt Disney’i” yorumu yapılır. Bugün, Avrupalı sinema kültüründe Hayao Miyazaki “anime tanrısı” olarak anılır.

Manga ve Anime Kavramları

Kültürel bir yapılanma aracı olan manga ve animeler küresel bir kabul gören Japon yaşayışına ve felsefesine hizmet eden disiplinlerdir. Öyle ki; ekol halini alarak belli bir düzeneğin mihengini oluşturmaktadırlar.

Manga kelimesinin bilinen ilk kullanımı 1770’li yıllara dayanmaktadır. 19. yüzyıl boyunca manga kelimesi özel olarak, üzerinde karikatürler bulunan odun bloklarını (Hyakumenso), özellikle de Hokusai Katsushika’nın (1760-1849) 1819’da yayınlanmış olan ve öğrencilerinin kullanması için kendisinin çizdiği skeç, çizim ve karikatürlerini adlandırmakta kullanılmıştır. Hokusai çizdiği skeçleri iki Çince karakterin [“man” (rasgele) ve “ga”(resim)] birleşiminden oluşan Manga kelimesiyle tanımlamıştır.

Manga ve anime kültürü, ciddi bir direniş aracı olarak kendini belli etmeye başladığı zamanlardan itibaren özellikle Miyazaki ve Isao Takahata önderliğinde kurulan ve kitle iletişim disiplinine farklı bir bakış açısı getiren Ghibli Stüdyosu, sonraki dönemlerde önemli bir ekolün temsilcisi olacaktır. Bu iki farklı kavramın karşıladığı hareketli çizimlerden meydana gelen uzun metraj sinema filmleri içerisinde barındırdığı tüm tasarım etmenleri sayesinde; geniş hayal dünyasını, savaş mağduru bir toplumun çığlıklarını ve kültürel kodların görselleştirilmesini sağlamıştır. Aslında Manga’nın günümüz konumuna bakıldığında ele alınan bu disiplin hakkında önemli veriler elde edilebilir. Bu sayede bu kavramın, pratikte ne gibi bir işleyişi olduğunu anlaşılabilir.

Öncelikle dünyanın başka hiçbir ülkesinde çizgi romanın bu kadar çok sevilip okunmadığını söylenebilir. Bugün Japonya’da satılan yaklaşık her 10 kitaptan 3’ü manga’dır. Japonya’da 3000’in üzerinde profesyonel manga sanatçısı vardır ve her sene yaklaşık 7 Milyar dolar gibi büyük bir bütçe ile yaklaşık 2 milyar adet manga satılmaktadır. Sayısız manga dergisi arasında, her sayısı 1 milyonun üzerinde satan en az 10 manga dergisi vardır. Japonya’da manga içermediği halde 1 milyonun üzerinde satabilen sadece 1 dergi vardır. Shounen Jump dergisinin 1994’teki bir sayısı 6,2 milyon adet gibi inanılmaz bir tiraja ulaşmıştır. Bu manga dergilerinin her bir sayısı yaklaşık 400 sayfadır. Satılan manga sayısı nüfusa oranlandığında her Japon’un senede yaklaşık 15 adet manga satın aldığı görülmektedir. Sonuç olarak, bu rakamlar manga’nın basit bir eğlence kaynağı olmadığını ve 7’den 70’e Japon halkının günlük hayatının vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini göstermektedir.

Miyazaki, Japon kültürünün, inanışlarının, mitolojsisinin, ayinlerinin ve hikayelerinin, hayalgücü için oldukça zengin materyaller olduğunu söyler. Çocukların da, yüksek teknoloji ile dolu bu dünyada, köklerini kaybettiğini ve onlara kültürün zenginliklerinin hatırlatılması gerektiğinden bahseder.

Yönetmen, 2005 senesinde The Guardian’a verdiği bir röportajda şöyle söylemiştir: “Çocukların ruhlarının, daha önceki kuşaklardan gelen tarihsel hafızanın mirasçıları olduğuna inanıyorum. Büyüdüklerinde ve gündelik dünyayı deneyimlediklerinde, söz konusu hafıza gittikçe daha da derinlere iner. Ben, işte o seviyeye ulaşan filmler yapmak zorundaymışım gibi hissediyorum”.

Öte yandan Miyazaki filmleri, antik inanışlara ve Japon mitolojisine referanslar içerir. Ancak, söz konusu inanışları ve mitolojiyi, global kültürle beraber izleyicisine sunar. Miyazaki’nin yarattığı kahramanların, her zaman tam bir Japon kültürü yansıması olduğu söylenemez. Karakterler, Japon kültürü ve toplumu ile bağlantılı pek çok özellik gösterirken, bir yandan da söz konusu kültürün grup odaklı yapısından farklı bir şekilde, bağımsız olarak resmedilir.

Miyazaki animeleri, çocukluktaki masumiyet ve duru görüşlülük, doğa-insan ilişkileri, erginleşme ve kahramanın yolculuğu gibi evrensel temaları ele alırken, Japon kültürü ve yaşayışı konusundaki en temel bilgileri de içermektedir.Yönetmen, animelerinde genellikle insanlığın doğayla ilişkisini, ekolojik dengenin bozulmasını, teknolojik ilerlemenin doğada yarattığı tahribatı, savaşan bir dünyada barışı korumanın zorluğunu ele almaktadır. Bu temaları ele alırken Walter Benjamin’in “Hikaye Anlatıcısı” başlıklı yazısında söz ettiği gibi bilgiyi fantastik bir masalla iletmekte, deneyimin aktarıcısı olmaktadır.

Ursula Le Guin, “Hayal gücüyle yaratılmış kurmacanın yararı dünyayı, çevrendeki kişileri, kendi duygularını ve kaderini daha derinlemesine anlamanı sağlamaktır” demiştir. Kurmaca dünya, yani fantezi, gerçek yaşamı anlamlandırma konusunda kazandırdığı deneyim nedeniyle önemlidir. Japon animasyon sanatçısı Hayao Miyazaki, aynı düşüncenin izinden giderek fantezinin gerçekten kaçmak değil, gündelik hayattaki mücadeleler için güç ve bilgi kazanmak amacıyla kullanması gerektiğini söylemiştir.

“Çünkü fantazi elbette hakikidir. Olgulara dayanmaz, ama hakikidir. Çocuklar bilir bunu. Yetişkinler de bilir, zaten çoğu bu yüzden fanteziden korkar. Fantazideki hakikatin, yaşamaya mecbur edildikleri ve kabullendikleri hayatın sahteliğine, kofluğuna, gereksizliğine, sıradanlığına karşı bir meydan okuma, hatta tehdit oluşturduğunu bilirler. Ejderhalardan korkarlar, çünkü özgürlükten korkarlar.”

Yazar

ArifAblak (@arifablak)

YORUMLAR